Burma Günlerinde Aşk

Burma (resmi ismiyle Myanmar) 2011 yılından beri ciddi bir demokratikleşme süreci içinde olmasıyla gündemdeyken, ülkenin askeri cuntalar, insan hakları ihlalleri ve bu karmaşada yürekleri ısıtan meşhur aşk hikayesiyle ilgili geçmişine bir göz atalım istedik.

Yaklaşık 1000 sene önce Güney Doğu  Asya’nın en güçlü imparatorluklarına sahip olan Burmalılar kısa bir süreliğine de olsa Siam İmparatorluğunu ve günümüz Laos’unun bulunduğu toprakları ellerinde tutmaktaydı. Dönemin Burma işgalleri, günümüzde dahi Myanmar hükümeti tarafından Tayland ziyaretleri esnasında mahçubiyet ile anılmaktadır.

19. yüzyılın sonunda her üçüncü dünya ülkesinin başının belası olan Avrupa Kolonizasyonu Burma’ya da sıçramıştı. Komşu Hindistan’daki İngiliz idaresi bir kaç hafta gibi kısa bir sürede Burma’yı komple İngiliz Raj’ının bir eyaleti ilan etmiş ve çıkan isyanları kısa sürede şiddetle bastırmıştı. Bu dönemde Burma’da İngiltere’ye bağlı polis memurluğu yapan George Orwell’in “Burma Günleri” isimli kitabı Koloni Döneminin yolsuzluk ve sindirme politikalarını gözler önüne seren bir yapıttı.

İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken Anti-İngiliz bir öğrenci lideri olan Aung San için İngiliz idaresi tarafından tutuklama emri çıkarılmış, Aung San da yapılandırma çalışmalarını Çin’de devam ettirme kararıyla Xiamen’e gitmiş, ancak tam da o sırada Çin’in Japonya işgaline uğraması sebebiyle Japon Kuvvetleri tarafından Tokyo’ya götürülmüştür.

Japonlar, Aung San’a oldukça iyi davranarak ortak düşman olan İngiltere’yi zor durumda bırakacak hazırlıklar için kendisini eğitmişlerdi. İçlerinden biri Aung San olmak üzere “30 Yoldaş” olarak anılan tam 30 adet Burma’lı asker yetiştirilmiş ve bu askerlerle beraber Burma’ya dönülmüş, bağımsızlık vaatleri veren Japon İmparatorluğu geçici olduğunu iddia ederek Burma’yı komple ele geçirmişti.  Japonlar kukla da olsa bir hükümet kurulması için 30 Yoldaş’a izin vermiş ancak kesinlikle Burma’yı terk etmek gibi bir niyet gösterememişti. Savaşın bitmesiyle Japonya çekilmiş, İngiltere Burma’yı tekrar almış ancak Burma Polisinin ve diğer memuriyetlerinin grevleri, halkın isyanlarıyla geçen bir süreç içinde Aung San’la pazarlık yapılarak ülkenin bağımsız olması kararlaştırılmıştır. Ancak çok kısa bir süre için Aung San’a muhalefet partisi tarafından suikast edilmiş, ülkenin cuntaların gölgesinde geçireceği 70 senelik dönemin sinyalleri verilmişti.

Aung San’ın ikisi çocuk yaşta ölen dört çocuğu vardı. Hayatta kalan kız çocuğu Aung San Suu Kyi ve abisi Aung San Oo, ikisi de bebek yaşlarda babasız kalmış, yeni bağımsız Burma’da diplomatik görevler yapan anneleriyle Hindistan’da ve Nepal’de yaşamıştı. Üniversite yaşları geldiğinde Aung San kardeşler İngiltere’de eğitim almış bu eğitim esnasında Suu Kyi evleneceği adam olan Himalaya bölgesi krallıkları hakkında çeşitli kitaplar yazmış Dr. Michael Aris’le tanışmıştı. Aung San Oo ise Amerika’ya taşınarak vatandaşlık almıştı.

Michael’la Suu Kyi’nin birlikteliğinden iki erkek çocuğu dünyaya gelmişti. Çocukları Alex ve Kim’le beraber Londra’da yaşayan ailenin yaşamı çok kısa bir süre içinde değişecekti. Zira Suu Kyi hasta olan annesini ziyaret için gittiği Burma’da ülkenin anti-demokratik cunta yönetiminden rahatsız olmuş, babasının güzel hatıralarını yaşatmak üzere politikaya atılmaya karar vermişti.

Kurucusu olduğu demokrasi partisi seçimlerden %59 oyla çıkınca Aung San Suu Kyi’nin başbakan olacağı düşünüldüyse de cunta seçimlerin sonucuna itibar etmeyerek partiyi dağıtmış ve Aung San Suu Kyi’yi tutuklatmıştı. Uluslararası örgütlerin şiddetle kınadığı olaylar silsilesi sebebiyle Aung San ömrünün 15 senesini ev hapsinde geçirmişti. Cunta kendisine ülkeden çıkarsa serbest olacağını söylemiş ancak Aung San ülkeyi terk etmeyi reddetmişti. 1989 – 1999 tarihleri arasında kocası ve çocuklarını sadece 5 kere görebilmiş,  hatta Dr Michael’a prostat kanseri teşhisi konduğunda da Burma tarafından kendisine vize verilmemişti. Burma hükümeti Aung san’a hasta kocasını yurtdışında görmek için çıkış izni vermiş ancak geri giremeyeceğinden korkarak bu teklifi de reddetmek zorunda kalmıştı. Michael Aris 1999 yılında henüz 53 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Cunta ise Amerika’da yaşayan kardeşi üzerinden Suu Kyi’ye baskı stratejileri bile denemişti. Ev hapsinde bulunduğu evin yarısı için Aung San Oo Amerika’dan gelerek dava bile açmıştı.

Ülkesinin demokratikleşme sürecindeki katkılarından dolayı Aung San Suu Kyi, Nobel Barış ödülü aldı. 2010 yılında serbest bırakıldı ve uzun yılların hasretiyle çocuklarını daha sık görme fırsatı buldu. Hilary Clinton ve Barack Obama’nın Burma ziyaretleriyle demokratikleşme adımları sıklaştıysa da hala etnik grupların isyanları ve politik tutuklular ülkede devam etmektedir.

Sadece 49 kilo olan bu narin kadın ise partisinin sembolü olan dövüşçü tavus kuşu gibi özel hayatından ve özgürlüğünden verdiği feragatlarla Modern Burma tarihinde her zaman anılacaktır.

Aung San Suu Kyi-India-Politics