Voir Angkor et Mourir*

*Angkor’u gör ve öl.

Fransız kaşif Henri Mouhot, Angkor Wat tapınak kompleksini 1868 yılında yayımladığı hatıratında şöyle tarif etmektedir;

“Tapınaklar’dan özellikle bir tanesi , Kral Süleyman’ınkilere rakip olabilecek cinste, tarih öncesi bir Mikelanj’ın elinden çıkma, bizim en güzel binalarımızın yanında yer hak etmektedir. Antik Yunan ve Roma’dan kalan miraslarımızın tamamından görkemlidir ve barbarlıkla yok edilmiş bu ülkede üzücü bir kontrast oluşturur.”

Uzunca bir süre kompleksin unutulup Mouhot tarafından yeniden keşfedildiği düşünülse de aslında Kimerler yüzyıllardır ibadet yerlerini gayet iyi biliyordu. Zaten Angkor Wat’ı kaybetmek için bir iç savaştan çok daha fazlasına ihtiyaç vardır; zira günümüzde bile bu değişmemiştir ki, Angkor Wat dünyanın en büyük dini binasıdır.

Kral 2. Suryavarman, hem tapınak hem de başkent olan çılgın projesini 12. yüzyılın başlarında inşa ettirmiş ve kendisinden önceki Şiva’ya adanan tapınakların aksine Hindu tanrısı Vişnu’ya adamıştır.  Kral öldüğünde, devam etmekte olan iç dekorasyonlar durdurulmuş ve artan Cham akınları nedeniyle şehir bir kaç kilometre kuzeydeki Angkor Thom’a taşınmıştır.

Angkor Wat ise (17. yüzyıldan itibaren Budist bir tapınak olarak yenilenmiştir) dönem dönem yağmalanmış, heykelleri çalınmış da olsa hala dünyanın en iyi korunmuş antik miraslardan biri sayılmaktadır. Bunun nedeni (Hinduizm öğretilerinde sıkça rastlanan dünyayı çevreleyen okyanus simgesi için yapılmış da olsa) etrafındaki devasa hendektir. Yağmur suları yerin altından kenardaki hendeğe dolmaktadır ve bu nedenle Mösyö Mourot’nun dudağını uçuklatan dev kumtaşı blokları toprağa batmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Hendek aynı zamanda şüphesiz kompleksin tropik ormanlar tarafından yutulmasına da mani olmuştur.

Efsaneye göre dünyayı çevreleyen okyanusun ortasında ise tanrıların yaşadığı Meru dağı bulunmaktadır. 5 Tepeli olan bu dağı simgelemek için Angkor Wat’a 5 kule yapılmıştır. Kimerlerin gururu olan ve her sene 1 milyona yakın turisti gün doğumunu izlemek için tatil günü sabahın 5’inde uyanmak zorunda bırakan bu silüet, Kamboçya bayrağında da yer almaktadır.

Lotus çiçeği tomurcuğu şeklindeki 5 kule, Hinduizm’in olmazsa olmazıdır. Angkor Thom başkentinin içinde bulunan Bayon tapınağında ise kuleler 216 adet devasa surat ile döşenmiştir. Bayon’u inşa ettiren 7. Jayavarman’a fena şekilde benzeyen suratlar şüphesiz dünyanın en narsist imar planıdır.

Tekrar Angkor Wat’a dönmek gerekirse, en üst kat olan ve Cennet olarak adlandırılan bölüm için hatrı sayılır sayıda basamak tırmanmak gerekecektir. Saygı gereği bu bölüme ulaşmak isteyen turistlerden kibarca omuzlarının örtülü olması istenmektedir. Bu bölümün tapınağın geri kalanından fazla bir farkı olmasa da 900 sene önce ilk inşa edildiğinde sadece kralın girebildiği bir yer olduğunu düşünerek kendimizi önemli insanlar olduğumuz yönünde telkin edebiliriz.

Angkor Wat’ın en önemli özelliklerinden biri ve ciddi bir incelemeyi hak eden kısmı mutlaka dış galeri bölümüdür. Taş işlemesiyle yapılmış 8 adet devasa duvardan oluşan galeride Hinduizm’in iki büyük epiği Mahabarata ve Ramayana’dan sahneler aktarmaktadır. Gelin sırasıyla hikayeleri inceleyelim: (Girişten sağa doğru)

1. Kurukshetra Savaşı

angkor1

Pandava ve Kaurava ordularının savaşını anlatan Mahabarata bölümünden alınmıştır. Alt kısmındaki küçük işlemelerde müzisyenlerin, savaşçıların, at ve fillerin olduğu görülür. Biri solda bir sağda bulunan ordular gravürün orta bölümünde çarpışmıştır.

2. 2. Suryavarman’ın Ordusu

angkor2

Tapınağı yaptıran 2. Suryavarman’ı atlamak olmaz tabi ki. Kendisini fil üzerinde, baltalı ve taçlı bir şekilde gördüğümüz kralımız hizmetçileri tarafından yellenmektedir. Resmin kenarlarında Tayland’lı paralı askerleri ve rahipleri görürüz. En güzel çizilmiş gravürlerden biridir.

3. Cennet ve Cehennem

angkor3

60 Metre uzunluğundaki bölümde alt tarafta cehennemi, üst tarafta cenneti görürüz. Ölülerin tanrısı Yama bir bufalonun üzerinde poz vermektedir. 37 cennet ve 32 cehennem olduğunu anlatan gravürlerde bir çok dinde olduğu gibi cenneti lüks saraylar, huriler ve renkli kumaşlar içinde, cehennemi ise ateşler, işkence ve çaresizlik içinde resmeder. (Biliyorum gravürler renksiz, biraz hayal gücü lazım tabi ki)

4. Süt Okyanusunun Çalkalanması

angkor-bas-relief-10-yabby1

Tartışmasız en muhteşem bölüm budur. 92 tanrı ve 88 şeytan dev bir yılanı uçlarından çekmektedirler. Tanrı ve şeytanlar çektikçe ortada yılanın sarılı olduğu Mandala dağı dönmektedir ve okyanus çalkalanmaktadır. Bütün bu uğraş okyanustan ölümsüzlük iksirini elde etmek içindir. İksir elde edildikten sonra tanrılar şeytanları kandırarak iksiri sadece kendileri alır.

Ancak şeytanlardan bir tanesi gizlice Vişnu’nun sarayına girerek iksirden bir yudum alır. Yakalanan şeytanın kellesi vurulur ancak ölümsüzlüğe kavuştuğu için sadece kelleden ibaret bir şekilde varlığını sürdürür.

5. Vişnu Şeytanları Yeniyor

angkor5

Mitolojik bir kuş türü olan Garuda üzerinde etrafındaki tüm şeytanları püskürten Vişnu bu panelde resmedilmiştir.

6. Vişnu Bana’yı Yeniyor

angkor6

En kötü çizilmiş panel olarak bilinen bu bölümde 12 başlı ve 8 kollu krişna suretine bürünmüş olan Vişnu’yu Bana’yı yenerken görüyoruz. Bana’nın sarayını çevreleyen ateşleri söndürmesi için ateş tanrısı Agni’den yardım alan Vişnu, daha sonra Şiva ve Ganeş’in bulunduğu Kailasa dağında Bana’yı bağışlıyor.

7. Tanrıların Savaşı

angkor7

21 Tanrının şeytanlarla savaşı resmedilmiştir. Tanrıların tamamı kendi elementlerinin yanındadır. Vişnu garuda’sının üzerinde, Yama öküz arabası üzerinde, Şiva okuyla, Brahma kutsal kazla, Surya güneş diski üzerinde, Indra fil üzerinde, Skanda ise tavuskusuyla birliktedir.

8. Lanka Savaşı

angkor8

Ramayana’dan alınmış bu bölüm de en güzel bölümlerden biridir. Vişnu’nun avatarlarından biri olan Rama’nın karısı Sita, Ravana tarafından kaçırılmıştır. Maymun kral Hanuman’ın omuzları üstündeki Rama, Laksmana ve Vibishana ile birliktedir. Panelin öbür tarafında ise aslanlar tarafından çekilen araba üzerindeki Ravana’yı görüyoruz. Bölüm Hinduizm’in kutsal mekanlarından biri olan Sri Lanka’da geçmektedir.


Peki bu görüp ölme, görmeden ölmeme muhabbeti de ne oluyor? 2012 yılında hayata gözlerini yuman Kamboçya’nın efsane Kralı Norodom Sihanouk, sinema ve sanat’a olan merakıyla 1993 yılında “Voir Angkor et Mourir” -Angkor’u gör ve öl- isimli filmin yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını üstlenmiştir. Filmdeki hikayede ölümcül bir hastalığa kapılmış olan Kamboçya’lı bir yazarın son günlerinde Angkor Wat’ı görmek istediğine tanık oluyoruz. Çok ilginçtir ki; tam da o sıralarda filmden habersiz bir şekilde 83 yaşındaki Belçikalı kanser hastası bir kadın ömrü boyunca gitmek istediği Angkor Wat’ı gördükten bir kaç gün sonra yaşamını yitirmiştir.

Tabi ki Angkor Wat gibi bir mucizeyi görmek için ömrümüzün sonunu beklemeye gerek yok. Ancak süt okyanusundan bir yudum almadıysanız, vakit kaybetmeden gidip bir görmekte fayda var.

angkor4