“Dev” Hizmet: Afrika Fili ve Asya Fili ayırt etme kılavuzu

Uzak Doğu denilince akla gelen ilk ve en sevimli şeylerden biri kuşkusuz bölge için bir ikon haline gelmiş filler. Yontma Taş Çağı’nın mağara resimlerinden modern sanatın sokak duvarı freskolarına kadar yüzyıllardır bir sanat ve popüler kültür öğesi olarak kullanılması bir yana, muhtemelen birçoğumuz çocukken minik bir filimiz olsun, evimizde muz ile besleyelim, hortumuna sarılıp uyuyalım istemişizdir.

mother-elephant-baby-elephant-calf

Uzak Doğu’yla özdeşleşmiş bu sevimlilik abidesi hayvanlar aslında sadece Uzak Doğu kültüründe değil, neredeyse tüm dünya tarihinde farklı kültürler için gerek dini ve mitolojik, gerekse sembolik ve popüler kültüre yönelik anlamlar taşıyor. Örneğin Hinduizm’in en önemli tanrılarından biri olan Ganesh fil formunda tasvir edilen, bilgeliği simgeleyen bir karakter. Fil kendine İslam kültüründe de yer bulmuş. Hz. Muhammed’in doğum yılı olan 570, İslam dininin benimsenmesinden önceki Arap coğrafyasında “fil yılı” olarak adlandırılmış. Hatta Kur’an’ın bir bölümünde Yemen hükümdarı Ebrehe’nin Mekke’yi fethetmeye çalışmasını, fakat ordusuna liderlik eden Mahmud isimli beyaz fil şehrin sınırına gelince içeri girmeyi reddettiği için bu planının başarısız olmasını anlatan bir ayet de mevcut. Öte yandan Kuzey Tayland’da kullanılan ve her yılın bir hayvan figürüyle özdeşleştiği Çin burcu takviminde, 12 yıllık döngünün son yılı Tayland’da “fil yılı” olarak anılıyor. Fil, yani Tay dilindeki adıyla “chang”, Güney Asya’nın en sevilen hayvanlarından biri, öyle ki Tayland’ın en sevilen iki birasından birinin markası da, logosunda birbirine bakan iki Asya filini barındıran lezzetli Chang birası.

chang_beer_carousel2_1380_630_c1_c_c_0_0

Komik kulaklar, daha da komik bir hortum  ve tombiş ayaklarından ziyade, galiba en çok da  sosyalizasyon yetenekleri, sakinlikleri ve bilgelikleriyle tüm dünyanın gönlünde taht kurmuş olan bu yaratığa biraz daha yakından baktığımızda, aslında bölgeden bölgeye fiziksel farklar gösterdiklerini görüyoruz.

Evet, Asya filleri ve Afrika fillerini bir bakışta kolayca birbirinden ayırabileceğinizi biliyor muydunuz?

african_asian_elephant_comparison

Bu fiziksel karakteristik farklarının en önemlisi kulaklar. Afrika fillerinin kulakları çok daha büyük ve yayvan, aslında neredeyse Afrika kıtasının şekline benziyor da diyebiliriz 🙂 . Öte yandan Asya fillerinin kulakları daha küçük, yuvarlak ve kıvrık. Afrika fillerinin ana yaşam alanı çöller olduğundan, kurak çöl iklimine ve yakıcı Afrika güneşine uyum sağlayabilmek, yüksek sıcaklık derecelerinde vücutlarını soğutabilmek için bu kocaman kulaklar çok işe yarıyor. Asya filleri ise daha çok yağmur ormanlarında yaşadığı ve sıcaktan yana Afrikalı akrabaları kadar dertli olmadıkları için kulakları küçük kalmış.

Kulaklarını inceledikten sonra birazcık daha kafamızı kaldırıp kafalarına baktığımızda, Asya fillerinin kafalarının develeri andıracak şekilde ikili bir çıkıntı ihtiva ettiğini görüyoruz. Afrika fillerinin kafatası ise daha düz, küçük ve yuvarlak. Bilimsel olmaktan tamamen uzaklaşarak, belki de Asya fillerinin kocaman kafalarında Afrika fillerinden daha çok bilgelik barındırdığını söyleyebiliriz, ne dersiniz?

african-elephants-two-species_30651_600x450
Afrika Fili: Kırışmış Cilt, Tek yumrulu kafa, afrika kıtası şeklinde büyük kulaklar, çift dokunaçlı hortum ucu, daha uzun, daha ağır.

Gel gelelim Afrika fillerinin üstünlüğü de hortumlarında karşımıza çıkıyor. Afrika fillerinin hortumlarında çift “parmak” bulunurken, Asya fillerinin hortumlarında bu uzuvdan yalnızca bir tane var. Bu farkın da yaşam alanlarının farklı olmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Kuraklıkla mücadele konusunda daha yetenekli olan Afrika filleri, iki hortum parmağı sayesinde yemekleri daha iyi kavrayıp ağzına götürebiliyor.

maximus
Asya Fili: Gergin Cilt, İki yumrulu kafa, küçük kulaklar, tek dokunaçlı hortum ucu, daha kısa, daha hafif

Öte yandan Afrika fillerinin derisi daha buruşuk ve gevşek görünüyor. Asya fillerininse daha az pürüzlü ve yumuşak bir derileri var. İki tür arasındaki diğer bir farklılık da kilolarıyla ilgili. Afrika filleri ortalama 4000 – 7000 kg ağırlığındayken, Asya filleri ortalama 3000 – 6000 kg arasında değişiklik gösteriyor. Yani en şişman akrabalar arasında neredeyse 1 tonluk “minik” bir fark var.

Peki bu iki türün birbiriyle çiftleştirilip melez bir tür elde edilmesi mümkün mü? Maalesef bu soruya yanıt teşkil eden biraz üzücü bir hikaye mevcut.

1978 yılında kuzeybatı İngiltere’nin Cheshire bölgesinde yer alan Chester Hayvanat Bahçesi’nde böyle bir deneme yapılmış. Asyalı annesi Sheba ve Afrikalı babası Jumbolino’nun aşkının meyvesi olarak 11 Temmuz 1978’de dünyaya gelen melez oğlan çocuğu Motty, ne yazık ki yalnızca 12 gün hayatta kalabilmiş. Motty’nin büyük kulakları Afrikalı annesine, tek parmaklı hortumu ise Asyalı babasına benziyormuş. Ancak gösterilen tüm ilgi ve bakıma rağmen Motty göbek bağı enfeksiyonuna yenik düşmüş. O günden beri de Londra’da yer alan Doğa Tarihi Müzesi’nde gömülü numune olarak saklanıyor.

motty
Motty ve bakıcısı

Resmi olarak teyit edilmemiş olsa da, o günden beri çeşitli hayvanat bahçelerinin melezleştirme denemeleri yaptığına dair söylentiler var. Ancak şimdiye kadar bu konuda başarıyla sonuçlanan bir deneme olmamış.

Belki de annesine hiç benzemeyen kocaman kulakları sayesinde uçmayı bile başarabilen Dumbo’nun babası bir Afrikalıydı, kim bilir.

dumbo3