Asya’nın Kayıp Kadınları

Nobel ödüllü ekonomist Amartya Sen’in 1990’dan beri takibe aldığı gelişen dünyada yaşanan “cinskırım”, en ilkel şekliyle geniş kapsamlı bir cinsiyet ayrımcılığı vakasıdır. Uzun yıllar yaptığı araştırmalar sonucunda dünyada 100 milyon kadının doğal olmayan sebeplerden eksik olduğunu ileri süren Sen’in, konunun sebepleri ve muhtemel sonuçları üzerinde kaleme aldığı makale ve akademik yayınlarda kadın üzerindeki erkek hegemonyasının en büyük suçlu olduğunu görüyoruz.

Şöyle ki doğal şekliyle bırakıldığı taktirde şu an dünyadaki doğumda cinsiyet oranı 105 erkeğe 100 kadın. Ancak Çin, Hindistan ve Orta doğu toplumlarının erkek çocuğa verdikleri değerden dolayı sarf ettikleri çabalarla oran bu ülkelerde 121’e 100 oranına kadar ilerlemiş durumda.  Dünya popülasyonuna baktığımızda 0.1 farkla erkek sayısının fazla olduğunu görüyoruz. Her cinsel türde olduğu şekliyle 1:1 oranı büyük ihtimalle bu nüfuslu ülkelerin gelenek yapıları nedeniyle sarsılmış durumda. Üstelik 15 yaş altı popülasyona baktığımızda bu fark çok daha kötü. Zira stres, içki/sigara kullanımı ve savaş nedenleriyle beklenti sayının kadınların lehine olması gerektiği yönünde. Peki Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da neler oluyor?

Yöntemler incelendiği zaman birçok kan dondurucu detay ortaya çıkıyor. 1985 yılında ultrasonun icadıyla birlikte yükselişe geçen cinsel seçilimli kürtaj, kız çocuklarının yeterli özenle bakılmaması ve gıdadan mahrum bırakılması ve hatta özellikle Çin’in “Bir çocuk politikası” sebebiyle kasten öldürülmesi maalesef hala bu toplumlarda mevcut olan uygulamalar arasındadır.

Kız çocukların sağlığına ve beslenmesine yeterli özen gösterilmemesi sadece kadınları değil erkekleri de etkilemektedir. Zira hamilelik döneminde yeterli besin alamayan kadınlar düşük kilolarda doğumlar yapabilmektedir ve bu şekilde doğan çocukların ilerleyen yaşlarda kalp damar hastalıklarına yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.

Bunun haricinde erkeklerin kendilerine eş bulamaması uzun vadede cinskırımın sonuçları arasındadır. Erkekleri yeterli cinsellik yaşayamayan toplumlarda suç oranı yükselebilmektedir, ayrıca uzun süren yalnızlıklar ciddi depresyonlara ve toplumdan dışlanmalara sebebiyet verebilmektedir.

İlginç bir detay olarak Çin’de zengin kesimin kız çocuklarını doğum öncesi veya sonrası katletmesi yüksek sosyetede kız açığı yaratarak düşük gelirli ailelerin ileride zengin koca bulacağını düşünerek kız çocuklarına verdiği önemi artırmış ve sınıflar arası paradoksal sonuçlar yaratmıştır. Yine tabi ki olan kayıp kadınlara olmuş ve yeni kurulan aileler düşük gelirli kız tarafı nedeniyle erkek hegemoni düzenine ayak uydurmuştur.

Uzmanlara göre konunun çözümü birçok başka konunun çözümünde olduğu gibi eğitime odağın artırılmasıyla başlıyor. Kadınların toplum içerisinde rollerini güçlendirerek muhtemel gelirlerinin artırılması ailelerin kız çocuk sahibi olduklarında fakirleşeceklerini düşünmelerini engelleyecektir. Devlet politikaları da durumu düzeltmeye yardımcı olabilir. Örneğin uluslararası baskılar sonucunda Çin’de ve Hindistan’da doğumdan önce çocuğun cinsiyetinin öğrenilmesi yasaklanmıştır.

sex_ratio_total_population_gbbr
Mavi: Kadın Fazla Kırmızı: Erkek Fazla Yeşil: Kadın Erkek Eşit

Dünya Cinsiyet Haritasına baktığımızda ülkemiz henüz bu konuda orta doğu kervanına katılmış değil. En önemli sebebi dedelerimizin sağlıklarına anneannelerimiz kadar dikkat etmemesi ama yine paradoksal bir sonuç da gözlemleyebiliriz. Birden fazla ablası olan erkek tanıdıklarınız mutlaka olmuştur. Bu noktada “Erkek adamın erkek oğlu olur” yaklaşımı toplumsal ölçüde kadınların sayısının fazla olmasına sebep olmuş olabilir. Diyelim ki çiftimiz en az iki erkek çocuk istiyor ve üç çocuktan fazla yapmak istemiyor. Olabilecek kombinasyonlar aşağıda görüldüğü gibi toplamda kız çocuk sayısının fazla olduğu bir toplum yaratabilir:

  1. Erkek, Erkek
  2. Erkek, Kız, Kız
  3. Erkek, Kız, Erkek
  4. Kız, Kız, Kız
  5. Kız, Erkek, Erkek
  6. Kız, Erkek, Kız
  7. Kız, Kız, Erkek

Sonuç olarak insanoğlunun doğallıkla alıp veremediği var. Keşfettiği bilimsel altyapıyı her zaman kötüye kullanma potansiyeli olan ırkımız tanrıcılık oynamaktan aldığı hazzı başka bir şeyden almaz oldu maalesef.