TAYLAND

Tayland (Tayca: ประเทศไทย), resmi adıyla Tayland Krallığı, eski adıyla Siyam, Hindiçin yarımadasının orta kısmında bulunan Güneydoğu Asya ülkesi. Sınırları batıda Burma (1.800 km), doğuda Kamboçya (803 km), kuzeyde Laos (1.754 km) ve güneyde Malezya (506 km) ülkeleri ile bulunmaktadır. Güney kısmında Tayland Körfezi, batı kısmında ise Andaman Denizi yer almaktadır. Tayland 513.120 km² yüzölçümü ile dünyanın en büyük 51. ülkesidir. Nüfusu ise yaklaşık 67 milyondur ve bu Tayland'ı dünyanın en kalabalık 20. ülkesi yapmaktadır. Ülkenin başkenti ve en kalabalık şehri Bangkok'tur. Etnik Tayların yanı sıra Çin, Khmer, Laos ve Malay kökenli halklar da Tayland'da yaşamaktadır. Ülkenin resmi dili Taycadır. Nüfusun % 95 lik bir bölümü Budizm dininin Theravada koluna mensuptur. Ayrıca animizm inanışı ve İslâm dîni de yaygındır. Tayland Krallığı Parlamenter Monarşi ile yönetilmektedir. 1946 yılından beri tahtta bulunan Çakri Hanedanı mensubu kral IX. Rama devlet başkanı ve silahlı kuvvetler başkanı unvanlarına sahiptir.

ÖZELLİKLER
Başkenti: Bangkok

Başkent Sıcaklık ve Saat Bilgisi:

Find more about Weather in Bangkok, TH

Popüler Şehirleri: Pattaya, Phuket, Samui,
Chiang Mai, Chiang Rai
Para Birimi: Baht
Resmi Dili: Tayce
Zaman Dilimi: TR + 5
Nüfusu: 67 Milyon
Yüzölçümü: 513.000 km2
Telefon Kodu: +66

- Wat Pho Tapınağı

- Bangkok Panoramik Şehir Turu

- Pat-Pong Gece Pazarı Turu

- Timsah Çiftliği Turu

- Bangkok Kanallar Turu

- Bangkok Yüzen Çarşı Turu

- Mercan Adası Turu(Öğle yemekli)

- Nong Nooch Village + Thai Kültürel Show

- Bangkok kanallar turu

- Gece pazarı ve Seafood Market turu

- Yüzen çarşı turu 

2500 Senelik Gelenek: Tay Masajı

 

2500 seneden daha uzun bir süredir uygulanmakta olan Tay masajı, Budha’nın doktoru olduğu söylenen efsanevi Shivago Komarpaj tarafından oluşturulmuş olup, bazı rahatsızlıkları iyileştirmek için kullanılan çok eski ve doğal bir terapi şeklidir. Yarı sert zeminde bir minder üzerinde uygulanan bu masaj derin masaj ve esnetme teknikleri kullanılarak yapılmaktadır. Kişinin rahatlamasına ve kan dolaşımının düzenlenmesine olanak sağlar. Vücuttaki enerji tıkanıklıklarının açılması, zayıf ve düzgün çalışmayan organların tedavisi, ağrı ve sızıların giderilmesi, stres, tansiyon, felç, nörolojik rahatsızlıklar ve vücut duruş şeklinin düzeltilmesi gibi bir çok değişik hastalığın tedavisinde faydalanılmaktadır.

Tay masajının geleneksel masajdan farkı Sen çizgileri olarak bilinen enerji kanallarının kullanılmasıyla yapılıyor olmasıdır. Temel teoriye göre vücudun hatlarını çizen 72 bin adet Sen çizgisi bulunmaktadır ve bu çizgiler Çin’in akupunktur tedavisi Hindistan’ın Ayurveda masaj uygulamaları ile örtüşmektedir.

Öncelikle masajı yaptıran kişinin rahat kıyafetler içinde olması gerekir. Diğer masajların aksine Tay masajı giyinikken uygulanır ve masaj esnasında herhangi bir yağ kullanılmaz. Yaklaşık iki saat süren masaj sırasında tüm vücudun esnemesi için çalışılır. Tek kişi için olabildiği gibi, geniş odalarda gruplar halinde de uygulama yapılabilmektedir. Tüm vücudu kapsayacak şekilde ritmik basınç uygulama ve germe hareketlerinden oluşan bu masaj, kişinin yaşına ve vücut tipine göre şekillendirilebilmesi itibarıyle herkese rahatlıkla uygulanabilmektedir.

Tayland, masaj seven bir kişi için gerçek bir cennet olarak adlandırılabilir, çünkü hemen hemen her sokakta veya alışveriş merkezi içerisinde gayet seyyar ve portatif masaj salonlarına rastlayabilirsiniz. Alış veriş yorgunluğunu, hemen sokağın köşesinde rastlayacağınız masaj salonunda üzerinizden atma şansına sahip olmak ve üstelik bu masajın güleryüzlü insanlar tarafından uygulanıyor olması ayrı bir keyiftir aslında. Masaj esnasında oluşan enerji akışı itibarıyle masajı yapan ve yaptıran arasında kurulan bağ, masajın kalitesi açısından büyük önem teşkil etmektedir. Yani sessizlik ve uyum içinde yapılan bir masaj her iki tarafın da rahatlamasını sağlayacak şekilde etki göstermektedir. Gerçekten işinin ehli, iyi eğitim görmüş bir uzman tarafından yapılan Tay masajı sonrası, kendinizi tepeden tırnağa hafiflemiş hissedeceğinize hiç şüphe yoktur.

Bangkok sokak Yemeği Rehberi

 

angkok sokak yemeği dünyaca ünlüdür ve her ne kadar bazen turistlerin damak tadına ters düşse de aslında bu ünü fazlasıyla hakeder. Kalabalık sokaklarda kaldırım üzerlerinde onlarca değişik yemek seçeneği sizi bekler. Gözü alışık olmayana her seçenek çok iştah açıcı görünmese de aslında sokaktaki yemek satıcıları hazırladıkları her tabak için herhangi bir retaurantdaki şef kadar uğraşırlar.

Turistlerin en büyük korkusu bu sokak yemeğinin midelerine dokunma riskidir. Evet sokak yemeğinden bazen hastalanabilirsiniz ama lüks bir restaurantta yenilen yemekten de bazen hastalanabilirsiniz. Sadece dikkat etmeniz gereken bir kaç nokta vardır. İş hacmi yüksek olan, kaliteli malzemeleri soğutucu veya buzluklarda uygun şekilde saklayan ve koruması gereken bir ismi olan tezgahı tercih etmek gibi.

Turistik sokaklardaki tezgahlarda İngilizce menü seçeneği sayesinde rahatlıkla sipariş verebilseniz de bazen sadece Tayca menü olmasından dolayı yan masalara göz gezdirerek veya menülerdeki resimlere bakarak da sipariş vermek zorunda kalabilirsiniz. Ama her şekilde keyifle yiyeceğiniz bir yemeği sipariş etme şansı bulursunuz.

Sokak yemeğinin en büyük avantajı ise oldukça hızlı olmasıdır. Siz daha plastik sandalye üzerinde bir kaç dakika oturmadan, yemeğiniz önünüze gelmiştir bile. Üstelik bu yemeğe ödemeniz gereken rakam sadece 3-5 ytl civarındadır.

Daha detaylı fikre sahip olunabilmesi açısından, bu çok zengin sokak menüsü üzerinden tavsiye edilebilecek en çarpıcı bir kaç seçeneği aşağıda sizlerle paylaştık.

 

NOODLES (ŞERİT HALİNDE MAKARNA):

bangkoksokakyemegi2bangkoksokakyemegi3

Pirinç unu, yumurtalı buğday unu ve soya unu gibi değişik çeşit unlar kullanılarak yapılan makarna benzeri ince şeritlere, soslar, sebze, deniz ürünleri ve et gibi çeşitli yan malzemeler ilavesiyle hazırlanan bir yemektir. Çin orijinli bu yemek kuru veya sulu olarak yenebilir.

KAO PAD (KIZARMIŞ PİLAV):

bangkoksokakyemegi4

Dünyanın en büyük pirinç üreticilerinden biri olan Thailand’da hiç kuşkusuz en popüler sokak yemeklerinden birisi de Kao Pad’dır. En az 2, en fazla 8 çeşit malzeme kullanılarak pişirilen bu lezzetli ve ilginç pilavın malzeme seçimi müşterinin zevki doğrultusunda belirlenir ve gerçekten sadece sizin hayal gücünüz ile sınırlıdır. Et, tavuk, deniz ürünleri ve her tür sebze kullanılarak yapılabilir. İçine konulan malzemeler çok fazla pişirilmeden hafif diri ve renkleri kaybolmamış şekilde bırakılır. Yapımında Kullanılan istiridye sosu ise yemeğe inanılmaz bir lezzet katar.

SOM TAM (YEŞİL PAPAYA SALATASI):

bangkoksokakyemegi5

Oldukça acı olan bu salata, rendelenmiş olgun olmayan yeşil papaya meyvesi kullanılarak yapılır. Yerel mutfağın 4 ana lezzeti olan ekşi limon, acı kırmızı biber, tuzlu balık sosu ve tatlı hurma şekerinin birleşmesinden meydana gelir. Malzemeler bir havan içerisinde karıştırılarak hafifçe dövülür. Lezzeti tamamlamak için üzerine konulan yer fıstığı parçacıkları ise salataya çok yakışmakta ve apayrı bir lezzet katmaktadır.

TOM YUM SOUP (TOM YUM ÇORBASI):

bangkoksokakyemegi6

Tayca da ‘Tom’ kaynama işlemi ‘Yum’ ise acılı ekşili bir salata anlamına gelmektedir ve adından da anlaşılacağı gibi bu çorba çok acı ve hafif ekşi tadıyla muhteşem bir lezzettir. Tavuklu, balıklı ve karidesli çeşitleri olmakla beraber en yaygın olan ve tercih edileni karidesli olandır. Ayrıca çorbanın suyu, tercihe göre hindistancevizi sütü eklenerek de yapılabilir. Orjinalinde çok acı bir çorba olduğu halde turistler için daha az acı olacak şekilde hazırlanabilir.

KHAO NEOW MA MUANG (MANGO VE YAPIŞKAN PİRİNÇ):

bangkoksokakyemegi7

Mango ve yapişkan pirinç tatlısı çok klasik bir Tay tatlısıdır ve gerçekten harika bir lezzete sahiptir. Hindistancevizi sütüne batırılmış yapışkan pirinç, kenarında veya üzerindeki taze mango dilimleriyle birlikte servis edilir. En önemlisi kullanılan mangonun olgun ve tatlı olmasıdır. Lifli, ham,tatsız ve mayhoş mango kullanıldığı takdirde tatlıda istediğiniz lezzeti yakalamakta zorlanabilirsiniz.

Wat Suwannakuha: Phuket Maymunlar Tapınağı

 

Phuket’ten gidilen Phang Nga Körfezi (James Bond Adası Turu diye de geçer) turlarının vazgeçilmez mola yerlerinden biridir Wat Tham (Mağara Tapınağı). Orijinal adı Wat Suwannakuha olan tapınak bir mağaranın içine kurulmuş. Tapınağın bahçesinde Budist Rahiplerin saat 11:00’de ikinci ve son öğünlerini yemek üzere buluşmalarını hatırlatmak maksadıyla kurulmuş bir çan kulesi var.

monkey-wat-suwan-kuha-temple 

Bahçede hemen dikkatimizi çeken en önemli özellik tapınağın yüzlerce maymunla çevrelenmiş olması. Oldukça oyuncu olan bu maymunlar yemek için aldığınız meyvelerinize ve dondurmalarınıza büyük bir iştahla bakacaktır. En büyük tehlike herhangi bir ısırık veya pençeyle yaralanmanız. Zira sonraki günlerde olacağınız aşılar yüzünden tatiliniz boyunca bir daha denize giremeyeceksiniz. En güzeli bu sevimli hayvanları uzaktan sevmek ve fotoğraflamak…

 

Mağaranın içerisine girdiğinizde 160 sene önce burayı kuran Na Takuathung ailesinin kemiklerinin bulunduğu bir “Chedi” (Piramit Mezar)’nin girişe özenle yerleştirildiğini göreceksiniz. Budizm’in en önemli postürlerinden biri olan yatan buda heykeli hemen göze çarpıyor. Dünyanın en büyük yatar postürdeki Buda heykelinin Bangkok’daki Wat Pho (Baba Tapınak)’da olduğunu da hatırlatalım.

W1920WatSuwan003

Buda’ların fotoğrafını çekmekte hiçbir sıkıntı yok. Tapınaklarda en önemli konu omzu veya dizleri açık kıyafetlerle veya esprili ciddiyetsiz duruş ve hareketlerle Buda’nın yanında poz vermemek gerektiğidir. Tapınağın içerisinde merdivenlerle ulaşılan küçük mabetler ve arka tarafa doğru uzanan geniş bölümler göreceksiniz. Kafanızı yukarıya kaldırmak biraz korkutucu olabilir. Mağara’nın içerisinde hiç maymun yok ama tavan uyku halindeki yarasalarla kaplı durumda.

Budist rahiplere öğleden sonra yiyecek ikram etmemek ve kadınlar tarafından mümkün oldukça dokunmamak gerekir. İbadet halindeki rahipleri rahatsız etmemek şartıyla fotoğraflayabilirsiniz. Genel olarak saygı ve sevgi sınırları içerisinde, samimiyetle davrandığımız sürece Budizm’in meşhur dinginliğinde yaşayan rahipler size her zaman ağırbaşlı ve anlayışlı karşılık verecektir.

 

bagan-monks-c-awfulsara-565

Budizm’deki reenkarnasyon inancı sebebiyle Budist ülkelerde hayvanlara karşı her zaman dikkatli davranılmaktadır. Sonuç olarak bir sonraki hayata kaplumbağa, maymun belki bir monitör sürüngeni şeklinde gelmek de mümkün. Bu özen sayesinde ülkede yaşayan hayvanlar da oldukça barışçıl ve sakin. 

Uzun lafın kısası; maymunlardan, fillerden, kertenkelelerden, sokak köpeklerinden Tayland’da size zarar gelmeyecektir. Bu tropik cenneti olduğu gibi kabul etmek gerekir.  Nihayetinde maymunlar sadece oyun ister. Veya elinizdeki muzdan bir ısırık…

monkey_banana_crazy

Tayland Meyveleri

 

Tropik bir iklimi ziyaret etmenin en güzel hazlarından biri taze tropik meyveleri tatmaktır. Bu meyvelerin bir çoğu batı marketlerine kadar gidemiyorlar, gitseler bile tazelik ve fiyat olarak kendi memleketlerindeki standardı tutturamıyorlar.

Uzakdoğu Gazetesi olarak bu yazımızda sizlere muz, ananas, hindistan cevizi gibi herkesin bildiği meyvelerden bahsetmeyeceğiz. Tayland’da çok çeşitli meyve seçenekleri bulunmaktadır. Bazıları sadece Tayland’a özeldir, bazıları başka ülkelerden getirilmiş ve artık yerel üretimine başlanmıştır. Bazı meyveler tüm yıl boyunca bulunabilir, bazıları sadece belirli aylarda yetişirler. Taylılar genelde en sevdikleri meyvenin satışa sunulmasını bir sene boyunca beklerler. Mevsimi ve kalitesi meyve fiyatlarını doğrudan etkileyen etkenlerdir.

 

Mangosteen (Tay Dilinde: Mangkoot)

Görsel

Mevsimi:
Mayıs – Eylül

Mevsimindeyken fiyatı:
Kilosu 20-50 Baht

Tayland’da tüm meyvelerin kraliçesi diye de anılan Mangosteen gerçekten denemeye değer çok lezzetli bir üründür. Elinizle ayırabileceğiniz bordo renk bir kabuğun ardında sarımsak dişlerini andıran yumuşak, tatlı ve sulu bir meyvedir.

 

Durian (Tay Dilinde: Toorian)

Görsel

Mevsimi:

Mayıs – Ağustos

Mevsimindeyken fiyatı:
Kilosu 20-60 Baht

Bu da Tay Meyvelerinin Kralıdır. Bu ilginç meyve 5 kilograma kadar büyüyebilen dışı dikenli yeşil-kahverengi kabukla kaplı bir meyvedir. Güçlü bir küf aromasıyla meşhurdur ki bu sebeple çoğu insan tadına dahi bakmaz. Eğer bu kokuya karşı koyarak tadına bakabilirseniz altın rengi bölgesi pürüssüz, kendine has, kaymak tadındadır. Taylılar bunu çok sever ancak edinilmiş bir tattır, yabancı olanlara aynı şekilde keyif vermeyebilir. Bu meyveyi soyulmuş olarak satın alabilirsiniz, aksi taktirde bir bıçağa ihtiyacınız olacaktır.

 

Sweet Tamarind (Tay Dilinde: Makarm)

Görsel

Mevsimi:
Eylül – Kasım

Mevsimindeyken fiyatı:
Kilosu 50 – 100 Baht

Bu da Tayland’a özel meyvelerden biridir. Sweet Tamarind genelde ekşi olan bir meyvenin tatlı versiyonudur. Tayland’ın her bölgesinde yetişir ve tazeyken yenir. Ağaçlarda yetişir ve 5 – 15 cm uzunluğunda bakla kabuğuna benzer bir kabukla çevrilidir. Kabuk kırıldıktan sonra, meyvenin etrafında olabilecek lifler soyulur. Uzun, yapışkan ve koyu bir meyvedir, yenilmeyecek çekirdekler içerebilir. Kuru üzüm tadı tarif edebileceğimiz en yakın tattır.

 

Papaya (Tay Dilinde: Malagor)

Görsel

Mevsimi:
Tüm Yıl Boyunca

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 10 – 40 Baht

Bu uzun ince meyve 400 seneden fazla bir süre önce Meksika’dan Asya’ya getirilmiştir. Tam olgunlaşmadan önce, yeşil ve ekşi oldukları dönemlerinde Tayland’ın en meşhur yiyeceklerinden biri olan Som-Tam Salatasında kullanılırlar. Yeşil papaya ince şeritler halinde dilimlenir ve havanda dövülür. Limon suyu, fıstık, sarımsak ve biber eklenir. Bizim tavsiyemiz mutlaka bir tay lokantasına veya yemek tezgahına giderek Som-Tam’ın tadına bakmanız. Yanında yapışkan pilav ve kızarmış tavuk da varsa ne ala. Papaya olgunlaştığı zaman sarı ve turuncu bir meyvedir. Bıçakla açarak çekirdeklerini temizleyerek yumuşak ve tatlı bu meyveyi tadabilirsiniz.

 

Mango (Tay Dilinde: Mamuang)

Görsel

Mevsimi:
Ocak – Mayıs

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 30 – 60 Baht

Mango tüm dünyada popüler de olsa, Tay mangosu tatlılığıyla meşhurdur ve mutlaka tadılmalıdır. Yeşilken şeker/tuz eklenerek yenebilir veya Som-tam türü bir salata yapımında kullanılabilir. Olgunlaşmış Mangolar sarıya veya turuncuya dönüşür ve çok tatlı olur. Ortasındaki yassı çekirdeğin etrafında toplanan meyve bıçak yardımıyla ayrılır. En kaliteli mangolar, ağızın içinde eriyenlerdir. Taylılar, mangoyu yapışken pilav ve tatlı hindistan cevizi sütüyle tüketirler.

 

Jack Fruit (Tay Dilinde: Kanoon)

Görsel

Mevsimi:
Ocak – Mayıs

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 20-40 Baht

Bu büyük meyveler çirkin ve kokuludur. Dünyanın en büyük ağaçta yetişen meyvesidir ve 30 kiloyu geçebilirler. Dışından bakıldığındaki itici özelliklerine rağmen içi gevrek ve taze tatlıdır. Kabuğu açıldığında içinden bir çok sarı meyve çıkar. Her bir meyve elma şeklindedir ve bir çekirdek içerir. Jackfruit’leri tüm olarak veya içindeki meyvelerini ayrı ayrı satın alabilirsiniz.

 

Rambutan (Tay Dilinde: Ngor)

Görsel

Mevsimi:
Sadece Mayıs – Eylül

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 10 – 30 Baht

Bu meyvenin tüylü kabuğunu elinizle ayırdığınızda altından yumurta şeklinde meyvesi çıkar. Tatlı, yapışkan bir meyvedir, ortasında bir çekirdek bulunur. Çekirdeği elinizle veya ağzınızda ayıklayabilirsiniz. Şekli itibariyle en dikkat çekici meyvelerden biridir.

 

Dragon Fruit (Tay Dilinde: Gair-ow Mang Gorn)

Görsel

Mevsimi:
Tüm Yıl Boyunca

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 30 – 60 Baht

Bu inanılmaz şekilli meyve en iyi soğukken tüketilir. Ortasından bıçakla keserek, meyveyi kaşıkla yemek popüler bir yöntemdir. Küçük siyah çekirdeklerle dolu beyaz kısmı yenilmektedir. Kırmızı etli daha küçük bir versiyonu da bulunmaktadır. Bu meyvenin en güzel yanı kabuğu hariç heryerinin yenilebilmesidir. Yeterince olgunlaşmadığı zaman tatsız bir meyvedir. Dış kabuğunun parlaklığı tazeliğini işaret eder.

 

Santol (Tay Dilinde: Gratawn)

Görsel

Mevsimi:
Mayıs – Ağustos

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 20 – 40 Baht

Bu yuvarlak sarı-yeşil meyve bıçakla soyulmalıdır. Sert ve hafif ekşi bir dışı vardır. İçi yumuşak ve tatlıdır. Ortasındaki çekirdekler emilerek çıkarılır.

 

Lychee (Tay Dilinde: Linchee)

20080630lychee500

Mevsimi:
Sadece Nisan – Haziran

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 30 – 80 Baht

Çin asıllı olan bu meyve artık Kuzey Tayland’da bolca yetiştirilmektedir. Dünyada da oldukça popülerdir ve taze ve konserve halinde ihraç edilir. Ağaçlarda yetişir, dışı pembe ve kırmızı arasıdır. El ile kabuğu ayrılarak tatlı ve lezzetli meyveye ulaşılır. Bir adet çekirdeği vardır.

 

Longon (Tay Dilinde: Lam Yai)

Görsel

Mevsimi:
Sadece Haziran – Ağustos

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 10 – 40 Baht

Klasik Tay meyvelerindendir ve Taylılar arasında çok popülerdir. “Khun Lam Yai” diye bir şarkısı bile vardır ancak şarkıda anlatılan kadın meyveye benzetilmekten memnun değildir. Üzüm gibi salkımlar halinde yetişir. Kabuğu gevrektir, kolaylıkla kırılabilir. Kaymak kıvamındaki gri meyve lychee tadını andırır. Tek bir çekirdeği vardır. Dünya marketlerine konservede ihrac edilmektedir.

 

Langsat (Tay Dilinde: Longkorng)

Görsel

Mevsimi:
Sadece Haziran – Ekim

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 30 – 90 Baht

Salkım olarak yetişir ve dışından Longon’a benzemektedir. Deriye benzeyen kabuğu parmaklarla soyulur ve birkaç parça halindeki gri meyveye ulaşılır. Tatlı-ekşi bir tadı ve yapışkan bir yüzeyi vardır. Bazı bölmelerinde çok acı bir çekirdeği vardır ve çiğnenmesi önerilmez.

 

Rose Apple (Tay Dilinde: Champoo)

Görsel

Mevsimi:
Haziran – Eylül

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 40 – 100 Baht

Bu çekici, çan şeklindeki meyveler kırmızı ve yeşil tonlarında bulunabilir. Çok gevrek ve sulu bir meyvedir. Tüm meyve yenebilir ancak hafif acı olan ortasını bırakmak da yaygın bir davranıştır.

 

Pomello (Tay Dilinde: Som-oh)

Görsel

Mevsimi:
Ağustos – Ekim

Mevsimindeyken Fiyatı:
Tanesi 10 – 40 Baht

Bu büyük, yuvarlak, yeşil meyve greyfurta benzer ancak o kadar sulu ve ekşi değildir. Kalın kabuğu bıçakla soyulur ve dilimler elle ayrılır. Etli kısmı pembe yeşil arasıdır. Ferahlatıcı bir tadı vardır.

 

Custard Apple veya Sugar Apple (Tay Dilinde: Noi Nah)

Görsel

Mevsimi:
Temmuz – Eylül

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 30 – 80 Baht

Bu meyve büyük bir elma boyutundadır ve yeşil pullarla kaplıdır. Bıçakla soyulabilir veya ortadan kesilebilir. Beyaz, yumuşak ve tatlı bir meyvesi vardır. Çekirdekler kaşıkla çıkarılabilir veya ağızdan tükürülebilir.

 

Snake Fruit (Tay Dilinde: Ragam)

Görsel

Mevsimi:
Mayıs – Ağustos

Mevsimindeyken Fiyatı:
Kilosu 20-40 Baht

Salacca Ailesinin bir üyesi olan bu meyve sıkı salkımlar halinde yetişir. Kırmızımsı bir kahverengindedir ve keskin dikenlerle kaplıdır. Tepesinden küçük bir kısmı kesilerek buradan soyulabilir. Genelde 2-3 parça meyve bulunur içinde. Sulu değil, sıkı bir meyvedir. Parçaların eti azdır ve büyük bir kısmı çekirdekten oluşur.Açık kahverengi meyve çekirdekten ayrılır. Ayırt edici fümemsi bir tadı vardır.

 

Sala (Tay Dilinde: Sala)

Görsel

Mevsimi:
Mayıs – Ağustos

Mevsimindeyken fiyatı:
Kilosu 30 – 60 Baht

Snake Fruit gibi Sala da Salacca Ailesinin bir üyesidir. Şeklen ve tad olarak Snake Fruit’e benzetilir. Daha uzunca ve daha incedir; daha seyrek salkımlarda yetişir. Snake Fruit’ten daha etli olduğu için daha çok beğenilen bir meyvedir.

Songkran: Tayland Su Festivali

 

Songkran Festivali (Sanskritçe Astrolojik Geçiş anlamına gelen Sankranti kelimesinden türemiştir) Tayland’da 13 Nisan – 15 Nisan tarihleri arasında kutlanılan geleneksel yılbaşı festivalidir. Güney ve Güneydoğu Asyada kullanılan bir çok takvimdeki yılbaşı tarihleriyle kesişmektedir.
Görsel
Uzun bir süre festivalin tarihi astrolojik hesaplarla her sene değişmekteyken şimdi artık sabit olarak kullanılmaktadır. Bu tarihlerin haftasonuna geldiği seneler haftasonu atlanarak bir sonraki haftaiçi günleri tatil ilan edilmektedir. Eğer bu tarihler bu sene olduğu gibi hafta ortasına denk geliyorsa tatil birleştirilerek bir önceki Cuma gününden bir sonraki Pazartesi gününe kadar uzatılmaktadır. Songkran Festivali Tayland’ın sıcak dönemine denk gelmektedir ve kurak sezonun sonunu işaret eder. 1888 yılına kadar Songkran resmi yılbaşı olarak kullanılmıştır. Daha sonra 1940 yılına kadar 1 Nisan, 1940’dan beri de 1 Ocak resmi yılbaşı tarihidir. Geleneksel Tay Yılbaşı olan Songkran ise milli tatil ilan edilmiştir.

Görsel

Songkran’ın en belirgin kutlanma özelliği su dökmektir. İnsanlar su dolu kaplar ve su silahlarıyla sokaklara doluşurlar. Yol kenarında ellerinde bir bahçe hortumuyla bekler ve geçen herkesi ıslatırlar. Ancak bu festivalin tek ana aktivitesi değildir. Songkran festivali Taylıların ailelerini ziyaret ederek, yaşlılarına hürmet gösterdikleri bir bayramdır.

Birbirlerini ıslatmanın yanısıra, Songkran’ı kutlayan insanlar Wat’lara (Budist Tapınakları) giderek dua eder ve rahiplere yiyecek verirler. Yine bu bayramda evlerin önündeki ve tapınaklardaki Buda simgeleri esanslı sularla dikkatlice temizlenir. İnanışa göre bu temizlik yeni yılda iyi şans ve bolluk getirmektedir. Chiang Mai gibi bir çok şehirde Buda simgeleri sokaklarda tören şeklinde dolaştırılır ve insanlar üzerlerine su dökerek bir çeşit yıkama ritüeli gerçekleştirmiş olurlar. Tayland’ın Kuzeyinde insanlar bir sene boyunca ayaklarında taşıdıkları kirin karşılığı olarak mahallelerindeki tapınaklara ellerinde bir avuç kumla giderler. Bu kum Stupa (Budizm’de sıkça kullanılan bir simge) şeklinde rengarenk bayraklarla süslenmiş tepeler yapmak için kullanılır.

Görsel

Bazı insanlar Yılbaşı’nı kötü huylarından arınarak ve iyi şeyler yaparak geçirirler. Songkran temizlik ve yenilenme zamanıdır. Buda simgelerinin yanısıra bir çok Taylı evlerini de temizlerler.

Su dökme geleneği ilk olarak Buda simgelerinin yıkandığı suyu insanlara dökerek yapıldığı için insanlara saygı gösterme manasıyla çıkmıştır. Ailenin büyüklerine bu su yavaşça omuzlarından dökülür. Zamanla genç insanlar bu geleneği yılın en sıcak zamanında ferahlamak için birbirlerine su atarak değiştirmişler. Şimdiyse su savaşları ve yoldan geçen insanları kova kova sularla ıslattıkları gerçek bir şölene dönüşmüş durumdadır.

Dökülen sular, kötülüğü temizlemeyi sembolize eder ve bazen bitki özleri ve esansları içerir.

Songkran bir çok bölgede de genç kızların güzelliklerini ve becerilerini gösterdikleri ve izleyenler tarafından oylandıkları törenlerle kutlanır. Bu oylar bir anlamda maddi destek anlamına gelmektedir, zira seçtiğiniz kızın boynuna takacağınız kolyelerin sayısı kazananı belirler.
Görsel
Taycede “สวัสดีปีใหม่” (Sa-va-di pey-mai) genellikle yılbaşını kutlamak için söylenen kelimedir. Savadi aynı zamanda Merhaba ve Hoşçakal anlamında kullanılır. Pey yıl demek, mai yeni demektir. Bir başka tebrik cümlesi “สุขสันต์ปีใหม่” (suk-san pey-mai) ‘dir ve suksan “mutlu” anlamına gelir.

Ancak bir çok insan “Mutlu Songkran Günü” anlamına gelen “สุขสันต์วันสงกรานต์” (suk-san wan songkran) şeklinde kutlama yapar. Çünkü Pey-mai 1 Ocak olarak algılanmaktadır.

Songkran benzeri su festivalleri; Laos, Kamboçya, Burma, Çin’in Yunnan bölgelerinde ve Hindistanda kutlanmaktadır.

Uzakdoğu Gazetesi olarak hepinize şimdiden;

SUK-SAN WAN SONGKRAN!

Görsel

Vizesiz Gidebileceğiniz 10 Etkileyici Destinasyon

 

Yaz kendini gösterince hepimiz tatil planlarıyla boğuşmaya başlıyoruz. Genellikle de bu yıl yurtdışına çıkalım hevesiyle araştırmaya koyulup, vize dertleriyle uğraşmaya üşendiğimizden soluğu Çeşme’de alıyoruz. Peki ya çantanızı hazırlayıp adeta Çeşme’ye gidercesine kıtalar değiştirerek dünyayı keşfetseniz? İşte derdinize deva olacak birkaç öneri..

1-Tayland’ın kalbi; BANGKOK

bangkok

Kenti ikiye bölen Chao Praya Nehri ve kanallarıyla Uzak Doğu’nun Venedik’i olarak anılan Bangkok kültürden eğlenceye, sanattan alışverişe aradığınız her şeyi bulabileceğiniz renkli bir yelpazeye sahip. Budist tapınaklarında huzuru bulup, Thai masajıyla tüm yılın stresini atabilirsiniz. Ayrıca gece pazarlarında dünyanın ünlü markalarını satın alabilir, dünyaca ünlü gece hayatında eğlencenin tadına varabilirsiniz.

2- Deniz, doğa, macera; Phuket

phuket

Tayland’ın en büyük yüzölçümüne sahip adası olan Phuket sahip olduğu göz alıcı doğası ve ziyaretçilerine sunduğu imkanlarıyla dünya turizminde önemli bir yere sahip. Bu egzotik adada Tay kültürünü yakıdan tanırken bir yandan da muhteşem deniz ve beyaz kumların tadını çıkarabileceksiniz.

3-Eğlencenin adresi; Pattaya

pattaya

Pattaya için sıcakkanlı insanları, farklı renkleri ve tatlarıyla turistlerin ilgi odağı olan dünyanın eğlence merkezi diyebiliriz. Hem Uzak Doğu’yu tanımak hem de gece hayatının büyüsüyle yılın yorgunluğunu atmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

4-Uzak Doğu’nun arka bahçesi; Japonya      

japan

Animeden mangaya, geyşadan samuraya, dövüş sanatlarından suşiye kadar hayatımıza dahil olmuş, teknoloji deyince aklımıza gelen ülke olan Japonya’yı yerinde tanımaya ne dersiniz? Binlerce yıllık kültürü, mimarisi, büyüleyici park ve bahçeleri ve kendilerine özgü gelenek ve yaşam tarzlarıyla, kesinlikle görülmesi gereken farklı bir dünya.

5-Büyüleyici modern ülke; Hong Kong

hongkong

Tüm gün yaşayan, hareketli, gelişmiş, düzenli, renkli, gökdelenler ülkesine hoşgeldiniz. Rahatlıkla gezip eğleneceğiniz ışıklandırılmış caddeleri, yüksek binaları ve gösterişli mekanlarının yanı sıra ünlü sokak pazarları ve alışveriş merkezleriyle tam bir dünya alışveriş üssü. Üstelik tüm dünya markalarını %30-%40 daha ucuza satıyor.

6-Yeryüzündeki cennet; Bali

bali

Etkileyici tabiatı, dünyaca ünlü masaj ve spaları, organik bahçeleri, yogaları, dingin denizi ve sıcak insanlarıyla sakinliği arayanlar için bire bir.  Yaşayanlarının %90’ının Hindu olduğu bu adada bir yandan deniz ve güneşin tadını çıkarırken, diğer yandan olağanüstü doğasında huzuru bulacaksınız.

7- Asya’nın modern yüzü; Seul

seul1

Son dönemlerde Gangnam style dansı ve dizileriyle tüm dünyada gündeme oturan Güney Kore’nin başkenti olan Seul, gelenekselle modernin harmanlandığı etkileyici bir Uzak Doğu şehri olarak karşımıza çıkıyor. Gökdelenleri, dar tarihi sokakları, cezbedici alışveriş merkezleri, Budist tapınakları, eğlence parkları ve tarihi binaların bir arada hayat bulduğu, bu şehirde turist olarak aradığınız her şeyi bulabileceksiniz.

8-Kışın asla uğramadığı yer; Seyşeller

seyşeller1

Hint okyanusunun turkuaz berrak suları üzerinde bulunan eşsiz el değmemiş doğası ve beyaz kumlarıyla, huzur ve konforu bir arada sunan bu mercan ada neredeyse her daim yazı yaşıyor. Dünyanın tropikal turizm cennetlerinden biri olan bu adada, ister haziran ister ocak ya da martta sıcak kumlarda güneşlenip, dilediğinizce denizin tadını çıkarabilirsiniz. Şnorkelleri kapın, haydi Seyşeller’e!.

9-Medeniyetin başkenti; Singapur

singapur

Singapur, küçük ama yoğun ve düzenliyle sizi hayrete düşürecek bir şehir devleti. Gökdelenler, yüksek binalar, kalabalık caddeler, kusursuz planlama ve güvenliğiyle modern ve yeşil bir metropolde kendinizi şehrin akışına bırakmanız yeterli. Gece gündüz yaşayan Orchard Caddesi’nde gezinip, Singapore Flyer’dan tüm Singapur’u seyredip,  Chinatown’ın etnik havasında kendinizi kaybedip, Ulusal Orkide bahçelerinin etkisinden kurtulamayacaksınız.

10- Dünyadan çarpıcı bir nokta; Sri Lanka

sri

Bin bir koku ve tadın toprakları olan Asya’da gizli kalmış yeşillikler içinde bir cennet olan Sri Lanka tam olarak vizesiz bir bölge sayılmaz. İnternet üzerinden alacağınız 5 dakikanızı almayacak elektronik vizeyle bu adanın kapılarını aralayabilirsiniz. Fil Yetimhanesi’nde, yaklaşık 6000 basamak çıkarak yeşillere boğulmuş eşsiz manzarayı Sigiriya Kayası’ndan izleyebilirsiniz. Doğal yaşamından tapınaklarına, denizinden kültürüne her noktasında farklı deneyimler yaşamaya hazır olun. Unutulmaz anılarınızı arkada bırakıp dönmek istemeyeceksiniz.

Bu yazıda geçen bölgeleri içeren turlarımız:
Kurban Bayramı 20 Eylül Bangkok-Phuket
Kurban Bayramı 20 Eylül Bangkok-Pattaya
Sömestre 23 Ocak Phuket-Singapur-Bangkok Turu
Sömestre 23 Ocak Phuket-Bangkok Turu
Her Gün Hareketli Güney Kore-Japonya Turu
Her Gün Hareketli Seyşeller Turu
Her Gün Hareketli Sri Lanka Turu

Fotoğraf Meraklıları İçin Uzak Doğu'da 7 Muhteşem Nokta

 

Myanmar/Bagan

Altın Pagodalar ülkesi Myanmar’da, Bagan şehrinin yemyeşil doğasıyla bütünleşmiş mağbetleri ve kalıntılarıyla, masalların içinden fırlamış bir atmosfere sahip. Özellikle gün batımında Shwesandaw Pagodası’ndan nefes kesen kareleri yakalamanız mümkün.

bagann

2-Vietnam/Halong Bay

Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan, dünyaca ünlü doğa harikası Halong Körfezi, efsanevi havasıyla günün her saatinde fotoğraf meraklılarının aklını başından alacak bir bölge.

halong

3-Hindistan

Bu ülke gerek renkli kültürü, gerek tarihi kültürel mirasları, gerekse doğasıyla fotoğraf tutkunları için adeta bir cennet. Her an hayatınızın karesini yakalamaya hazırlıklı olun.

incredible-india-wallpapers-taj-mahal-hd

4-Bali/Tanah Lot

Tanah Lot Endonezya’nın en önemli Hindu tapınaklarından biri olarak binlerce turist ve fotoğrafçının uğrak noktası. Dalgaların şekillendirdiği kayaların üzerine kurulmuş bu meşhur tapınak, özellikle gün batımında harika bir manzaraya sahip oluyor.

Mystic-Bali-Sunset-over-Tanah-Lot

5-Kamboçya/Angkor Wat

Kamboçya bayrağına simge olmuş, Unesco Miraslar Listesi’ndeki dünyaca ünlü tapınak Angkor Wat, göğe yükselen lotus çiçeği biçiminde ve her biri 55 metre yüksekliğinde olan beş kuleden oluşuyor. İhtişamlı mimarisi ve mistik yapısıyla fotoğrafçılar için önemli duraklardan biri.

4524920700_497f226010_o

6-Japonya

Eğer farklı bitkiler, rengarenk çiçekler ilginizi çekiyorsa, parklarıyla dünyaya nam salmış Japonya tam size göre bir yer.

large-old-wisteria-bloom-japan-1

7-Phuket/James Bond Adası

James Bond Adası, Phang-Nga koyu denizden yükselen, görünce insanı hayretler içerisinde bırakan kalter kayaları ile ünlü. Özellikle denizin orta yerinde dimdik duran devasa kaya insanı hayrete  düşürecek cinsten. Aynı zamanda çevredeki volkanik yapılar ve diğer el değmemiş adalar da sizin için farklı bir deneyim olacaktır.

10664438643_12307176b8_o

Bonus:

Eğer sualtı fotoğrafçılığıyla ilgileniyorsanız, dünya üzerindeki en berrak sulara sahip Maldivler sizin için biçilmiş kaftan. Mercan kayalıklardan oluşan adalar, benzersiz sualtı yaşamıyla sizleri bekliyor.

8098184229_5803bb543f_b

Yazıda geçen bölgeleri içeren turlarımız;

Kurban Bayramı 09 Eylül Vietnam Kamboçya Tayland Turu

Sömestre 30 Ocak Vietnam Kamboçya Laos Turu

Sömestre 31 Ocak Vietnam Kamboçya Tayland Turu

Her Gün Hareketli Myanmar Turu

Her Gün Hareketli Maldivler Turu

Her Gün Hareketli Güney Kore Japonya Turu

Tonle Sap Gölü'nde Yüzen Bir Köy

 

Tonle Sap Gölü, dünyanın en büyük taşkın su yatağı, Kamboçya’nın en büyük gölü. Kamboçya halkı için hayat kaynağı olan bu tatlı su rezervi, 200’den fazla balık türü, 100’den fazla kuş türü ve çeşitli sürüngenlere ev sahipliği yapıyor. Bu sebepten 1997 yılında UNESCO Dünya Biyosfer Rezerv Alanı olarak belirlenmiş. Yağışsız sezonda yaklaşık 1 metre derinlikte, 2,700 km2 alanı olan göl, yağıştaki artışla Kasım-Mayıs ayları arasında Tonle Sap Nehri’nin akış yönünün değişmesi ve tabi ki muson yağmurlarının etkisiyle neredeyse 7-8 kat genişleyip, 8 m derinliğe ulaşıyor.

9084514469_ad78954c88_k

Kendiliğinden her yıl 8 katına çıkıp tekrar küçülebilen bu gölün asıl ilgi çeken yanı üzerine kurulu olan, her parçası su üstünde olan Chong Kneas köyü. Marketinden, karakoluna; kilisesinden, okullarına köydeki tüm yapılar göl üstünde yüzer halde. Köyde yaşayanların çoğu savaştan kaçıp buraya sığınmış Vietnamlılar. Hükümet vergi almadığı için kendilerine göl üzerinde bir yaşam alanı yaratmışlar. Hal böyle olunca çocuğundan yaşlısına herkesin yüzme ve kürek çekmek konusunda birer usta olması kaçınılmaz.

16256301931_eae702c266_h

Su üstünde her yapının sallardan oluştuğu yüzen bu köyü görmek gerçekten sıra dışı bir deneyim. Burada yaşayan yaklaşık 4000 kişinin ayaklarını neredeyse hiç karaya basmadan yaşadıklarını düşünmek insanı hayretlere düşürmüyor değil. Gölün içinde yüzerek eğlenen çocuklar, çamaşır yıkayanlar, kendisi yıkananlar, evlerinde, işlerinde çalışanlar, sallarla binalar arası yolculuk edenler.. Suda ilerlerken yerel halkın günlük hayatını yakından görmek farklı bir heyecan yaşamanıza sebep oluyor. Suyun akış yönüne göre sürekli hareket halinde olan bu köyde her şey normal seyrinde ilerliyor. Sizi şaşkınlıklar içerisinde bırakan yüzen Chong Kneas’ın halkı sıradan bir köy hayatını başarıyla su üstüne taşımış. Büyüklükleri en fazla 400 m2 olan tekne evlerin yanında bambudan yapılmış verandalarında domates, biber gibi bitkiler yetiştirdiklerini görebiliyorsunuz. Hatta tavuk, horoz, domuz ve köpek gibi hayvanları besleyenler bile var.

316286_324249294257637_1256958553_n

Teknoloji yok, elektrik yok, temiz su yok, hatta evlerinde cam, kapı yok. Bizim gibi global dünyanın akımına kapılmış, bir saat elektriği kesilse ne yapacağını şaşıran insanlar için kulağa oldukça korkunç gelebileceğinin farkındayım. Fakat buraya geldiğinizde anlayacaksınız ki, her gün koşuşturma içinde olduğumuz, sözde eksiksiz olan bu hayatı yaşarken, gerçek huzur ve mutluluğun ne olduğunu unutuyoruz.

16106414466_183a0c832d_h

Chong Kneas Yüzen Köyü içeren turlarımız;

Kurban Bayramı 09 Eylül Vietnam Kamboçya Tayland Turu

Sömestre 30 Ocak Vietnam Kamboçya Laos Turu

Sömestre 31 Ocak Vietnam Kamboçya Tayland Turu

Tayland Mutfağından Biftekli Salata; Yum Nua

 

Uzak Doğu’dan bahsetmişken dünyaca ünlü mutfaklarını es geçmek olmaz. İlk durağımız deniz mahsulleri ve egzotik meyveleriyle dünyaya nam salmış Tayland mutfağı.

food

 

Tay kültüründe Çin’in etkisi yadsınmaz derecede. Tabii bu yemeklerine de yansımış durumda. Bunun yanında, Taylandlılar ticari ilişki içerisinde olduğu Hindistan ve Malezya’dan da oldukça etkilenmiş ve ortaya karışık dillere destan bir lezzet harmonisi yakalamışlar. Kendi deyişleriyle lezzetleri siyamlaştırmışlar. Sonuçta eşine zor rastlanır zengin bir mutfak çıkarmışlar.

 

Acı, ekşi ya da tatlı; sayısız sos ve baharatlarla ortaya çıkan otantik lezzetlerin cenneti Tayland’ dünyaca ünlü tatlarından birini sizlerle paylaşalım istedik. Hazır yazla beraber diyetlere başlamışken, hem doyurucu ve besleyici hem de zevkinize hitap edecek bir salata olan Yum Nua’yı sizlere sunacağız. Üstelik hazırlaması 10 dakikanızı almayacak. Tarif defterinizde sık kullanılanlar içine ekleyeceğinizden emin olduğumuz lezzeti buyurun beraber hazırlayalım. Haydi, hep beraber sofralarda farklı tatlara yer açmaya!

Yum Nua için neler gerekli;

Yarım kilo bonfile (ince şeritler halinde dilimlenmiş)

4 yemek kaşığı balık sosu (büyük marketlerde bulabilirsiniz)

4 yemek kaşığı limon suyu

4-5 adet orta boy salatalık

3 adet acı kırmızı biber

4 adet taze soğan (ince dilimlenmiş)

250 gram 2 ye bölünmüş çeri domates

Taze nane

Taze kişniş

Taze fesleğen

Sos İçin:

1 yemek kaşığı esmer şeker

2 çay kaşığı soya sosu

1 diş dövülmüş sarımsak

1 çay kaşığı susam

Nasıl hazırlanır;

adding the oyster sauce to beef steak

Orta boy bir kâsede 2 kaşık balık sosuyla 1 kaşık limon suyunu karıştırıyoruz. Daha sonra ince doğranmış etleri karışımımın içine atıp, her parçasının sosa bulandığına emin olana kadar karıştırıyoruz. 3 saat marine için dinlenmeye bırakıyoruz.(Dilerseniz daha fazla da bekletebilirsiniz. Tercihe ve sahip olduğunuz zamana bağlı)

frying the beef and oyster sauce

Marine edilmiş etimizi süzüp hafif yağlı tavada ızgara yapıyoruz. Piştikten sonra üstünü kapatarak 5 suyunu çekmesi için 5
dakika beklemeye alıyoruz.

Etlerimiz beklemedeyken biz bir yandan büyük bir kâsede isteğimize göre doğradığımız salatalık, biber, domates, soğan ve otları karıştırarak salatayı hazırlıyoruz.

prep3_sm

Bir kavanoza; soya sosu, şeker, sarımsak, kalan balık sosu ve limon suyumuzu koyarak iyice çalkalıyoruz.

Salatanın üzerine hazırladığımız sosu ve et dilimlerini ilave ederek iyice harmanlıyoruz.

Üzerine susam serperek dilediğinizce servis edebilirsiniz.

Öyleyse sıra en kolay ve en eğlenceli aşamada, herkese afiyet olsun.

salata

Kızların Krallığı'na Hoşgeldiniz

 

Berlin’den bir fotoğrafçı; Karolin Klüppel. 30'lu yaşlarına girmeden, yıllardır merak ettiği Hindistan'ı keşfetme kararı alıp düşmüş yollara. Yolculuğu sırasında, Hindistan'ın uğrak köylerinden biri olan Mawlynnong'da kendini bulmuş. Bu topraklarda bir süre kendini dinlemeye karar vermiş ve bu mola yaklaşık 9 ay sürmüş. Klüppel, bu uzun süreli ziyareti boyunca, bu bölgenin tek büyüleyen yanının el değmemiş doğası olmadığını keşfetmiş. Asıl ilgisini çeken şey burada beraber yaşadığı Hasi toplumunun hayatıymış ve bunun üzerine bir belgesel hazırlamaya karar vermiş. Neden mi?. 

k_klueppel_19

Hasililer anaerkil bir toplum olarak alışılagelmişin dışında bir hayat yaşıyor. Kız çocuğunuz olmuyor diye dışlandığınızı, çocuklara kadının soyadının verildiğini, miras hakkının kız çocuklarına kaldığını ya da çiftler evlenince kadının ailesinin yanına taşındığını düşünebiliyor musunuz? Bu köyde ev ekonomisinin yönetimi de kadınlarda, çocukların tüm hakları da. Hayatlarında onları yöneten ve ya sığınakları olan bir "baba" ya da "koca" figürü yok. Tabi ki bu tarz bir yaşamın kız çocuklarına sunduğu üstünlük onlara doğuştan bir özgüven kazandırıyor. Bu çocukların hareket ve davranışlarından etkilenen fotoğraf sanatçısı, Hasi toplumunun kültürü hakkında klasik bir belgesel yapmak istemediğini, Kızların Krallığı (Mädchenland) adlı çalışmasındaki amacının Hasi kızlarının kendinden emin görünüş ve davranışlarını sergilemek olduğunu söylüyor.

Klüppel’in şimdiden Kopenhag, Berlin, Paris, Viyana gibi Avrupa’nın birçok yerinde ilgi görmüş sergisinden, Hasi kızlarını anlatan karelerden birkaçı;

35_kklueppel21_v2

35_maedchenland62
35_maedchenland12_v2
35_maedchenland10_v2

35_kklueppel50
35_kklueppel39
35_kklueppel3635_kklueppel52

Rotayı Phuket'e Çevirmek İçin 9 Neden

 

Eğer ben tatilimde hem dinleneyim, hem keşfedeyim hem de eğleneyim diyorsanız; Phuket tam size göre. Bir yanda bembeyaz kumlar ve turkuaz berrak deniz, bir yanda büyüleyici doğa ve macera dolu aktiviteler, diğer bir yanda tay kültürü ve ruhani atmosferiyle ihtişamlı tapınaklar.. Ayrıca vize derdi bile yok. Günlerinizin dolu dolu geçeceği bir o kadar da keyifli bir tatile hazırlıklı olun.

1. Egzotik Tay kültürüyle tanışın.

9798650346_76dc7423a8_k

Old Phuket’in sokaklarında Tay kültürünü yakından tanımaya var mısınız? Otantik ve mistik dokusu, farklı mimarisi, renkli pazarlarıyla sizi etkisi altına alacak bu şehirde dilediğinizce alışveriş yapabilir, tapınakları gezerek budizmi yakından tanıyabilirsiniz. Dünyaca ünlü Thai mutfağının lezzetlerini tatmak konusunda da çekingen olmayın.

2. Big Buda Heykeli’nden eşsiz Phuket manzarasını izleyin.

17986936189_cc65265b0e_k

Sri Lanka’dan getirilen tamamen mermerden yapılmış olan 45 metrelik Büyük Buda heykeli, çevresindeki bütün yerleşim yerlerinden görülebiliyor. Üstelik Phuket şehir merkezine yaklaşık 15 km uzakta olan bu heykele ulaşmak için, uygun araçlarla 6 km’lik bir dağ tırmanış deneyimi yaşayacaksınız. Ayrıca ayaklarınızın altına serilmiş Phuket silüeti aklınızı başınızdan alacak. Özellikle gün batımını izlemenizi tavsiye ederim.

3. Phi Phi Adası’nda bembeyaz kumsallarda denizin tadını çıkarın.

6132345692_ebdc749a1a_b

Dünyanın en güzel tropik adalarından biri olan, Tayland’ın cenneti Phi Phi adasını tanıyor olmalısınız. Muhteşem plajları, beyaz kumları, turkuaz deniziyle sizi mutluluğa çağırıyor. Phuket’te deniz zaten güzel ama konu Phi Phi olduğunda kendinizi okyanusun kollarına bırakmaktan alıkoyamayacaksınız. Biraz da deniz, kum, güneş istiyorum diyenler bu adayı asla es geçmesin.

4. Fil safarisiyle unutulmaz anılarınıza bir yenisini ekleyin.

8611035861_e1a4b15f51_k

Tayland’da yaygın olarak görebileceğiniz fillerle geçecek eğlenceli bir tur, Phuket’te kesinlikle yapılması gerekenler arasında. Ülkemizde ancak hayvanat bahçelerinde rastlayabileceğimiz bu sevimli yaratıklarla çok yakından vakit geçirme şansı yakalayacaksınız. Aynı zamanda bu sıcakkanlı hayvanların sırtlarında geçireceğiniz yolculukta unutulmaz anlar yaşayacaksınız.

5. Uzak doğu dövüş sporlarından Muay Thai ile hayatınızda farklı bir deneyime yer açın.

18723044092_af0efbc00f_h

Hazır Tayland’a kadar gelmişken, doğduğu topraklarda Tayland boksu olarak da bilinen Muay Thai’yi denemek gerek. Burada ünlü eğitmenlerin müsabakalarını izleyebilir ya da onlarla antrenman yapabilirsiniz. Özellikle dövüş sporları tutkunlarındansanız öğrenmeden dönmeyin derim.

6. Phang Nga Koyu’nun yeşil ve mavinin göz alıcı dünyasına kendinizi bırakın.

10664438643_ea39dd4815_k

Şimdi Tayland’ın el değmemiş doğasını keşfetme vakti. Bu koyda birbirinden etkileyici küçük adalar, mercan resifleri ve tropik kumsallar yer alıyor. Bunlardan en popüleri “The Man With The Gun” filmiyle dünyaya nam salmış olan Khao Phing Kan, namı değer James Bond Adası. Tabi ki de bu koya gelip bu egzotik adayı ve sahilinden 200 m kadar uzakta denizin ortasında ihtişamıyla dimdik duran kaya parçasını görmeden olmaz. Fotoğraf makinelerinizi sakın unutmayın, gördüğünüz manzaraların etkisinden kurtulamayacağınızı ve unutulmaz kılmak isteyeceğinizi garanti ederim.

7. Jungle Xtrem Adventures Park’ta macera sporlarıyla heyecanı yaşayın.

6132345692_ebdc749a1a_b

Asya’nın en büyük macera parkında farklı deneyimlere hazır mısınız? Tatilinizi macera sporlarıyla renklendirmek istiyorsanız Jungle Xtrem Adventures Park’ı tam size göre. Ormanın içine kurulmuş olan bu parkta bir yandan Phuket’in doğasını keşfedecek bir yandan da heyecanın tadına varacaksınız.

8. Khai Adası’nda renkli sualtı dünyasını keşfedin.

6132345692_ebdc749a1a_b

Denizin tadını çıkarıyorken biraz da sualtıyla tanışalım ne dersiniz? Cam gibi berrak denizi, mercanları ve rengarenk su canlılarıyla Khai Adası sizi bekliyor. Dalış ekipmanlarınızı hazırlayın, su altı dünyasını keşfe çıkıyoruz.

9. Bedeninizle ruhunuzu bir arada okşayan Thai masajıyla yenilenin.

xslider1.jpg.pagespeed.ic.SHk5DwX6bF

Tatil demek aynı zamanda dinlenmek demekse bu kadar aktivite sonrası günün yorgunluğunu Thai masajıyla atma zamanı. Kendinizi yeniden doğmuş gibi hissettirecek bu masajı ister masaj salonlarında, ister otelinizde, isterseniz de okyanusa karşı şezlongunuzda güneşlenirken deneyimleyebilirsiniz. Türkiye’deki masajlarla kıyasladığınızda sudan ucuz ve daha etkili bizden söylemesi.

BONUS:Ben geceleri de uyumam yaşarım diyenlere; Bangla Road’da sınırsız eğlencenin tadına varın.

maxresdefault

Phuket’in eğlence merkezi Patong’da gece hayatının kalbinin attığı yer Bangla Road’da sabahlara kadar eğlenmeye var mısınız? Tayland’ın her kesime hitap eden eğlence mekanlarının hepsini burada bulabilirsiniz. Gündüzleri boş olsa da gece adım atacak yer olmayan bu sokakta Phuket’in ünlü gece klüpleri ve barlarını bulabilirsiniz.

Phuket destinasyonunu içeren Turlarımız;

Her Gün Hareketli Phuket Turu

Yer Altına Gizlenmiş Umutlar; Cu Chi

 

Dünya tarihinde önemli etkileri olan, akıl almaz bir mühendislik harikası Cu chi tünellerini bir şekilde bir yerlerde duymuş olmalısınız. Yer altıda 200 km uzunluğa sahip olan bu tüneller tarihin en önemli gerilla savaşlarından birinde büyük rol oynamış, hatta Vietnam’ı galibiyete taşımıştır.

Vietnamlılar tarafından 1940’ı yıllarda Fransız işgaline karşı kullanmak için kazılmaya başlayan bu tüneller daha sonra Amerika Savaşı’nda da Vietnam halkına -Amerikalıların asla keşfedemediği- büyük bir sığınak olmuştur. Bu zorlu savaşta ilk kurtarılan bölge olarak da önemli bir yere sahip, savaşın en kanlı noktalarından biri olan Cu Chi, şimdilerde huzura davet eden turistik bir ormanlık alan. Uzaktan bakıldığında binlerce insanın orada can vermiş olduğuna inanmak gerçekten güç.

Vietnam Tour cu chi tunnel 2

Cu Chi tünellerinin ucu bucağı yok, bölgenin altı tam bir köstebek yuvası. Üstelik o kadar karmaşık planlara sahip ki nereden girilip, nereye, nasıl ulaşabileceğinizi çözmek neredeyse imkansız. Zaten giriş çıkış noktalarını farkedilmesi baya zor, gerçi farkediliyor olunsaydı bile girebilinir miydi bilinmez, tüm yollar narin yapılı Vietnam halkının güç bela sığacağı genişlikte. (Tabii şimdilerde turistlerin rahatlıkla girebilmesi için düzenlenen yerler var.) Girişler yapraklarla örtülü, havalandırma bacaları karınca yuvalarının içine gizlenmiş, su basılmasına karşı baraj sistemleri oluşturulmuş, yüzeye yakın yerlere koruma amaçlı basit ama etkili bubi tuzakları kurulmuş.. Girişlerden gaz verilmesine karşı önlem olarak tüneli üç katmana bölmüşler. Aralarında mutfak, yatakhane ya da çalışma alanları olarak kullanılan odalar var. Oda demişken normal bir oda düşünmeyin boyları 1 1.5 metre arasında, 3, 4 metrekare büyüklüğünde bölmeler. Vietnam halkının zekasıyla Amerika'yı nasıl yendiğinin yaşayan kanıtı..

28154644.vietnam447

Bu tüneller bizlere bir halkın savaş sırasında verdiği yaşam mücadelesini gözler önüne seriyor. Amerikan bombardımanı başladığında farklı yerlere asılan büyük mermi parçalarına metallerle vurarak ve herkesi tünellere çağıran nidalarla halk uyarılıyor. Ardından genci, yaşlısı, çocuğu o an işini bırakıp en yakın tünele doğru koşmaya başlıyor. Sonra ne zaman biteceği belli olmayan tünel yaşamları başlıyor. Yıllarca süren savaşta, binlerce insanın yer altında günlerce, aylarca yaşam mücadelesi verdiğini düşünmek bile ürkütücü. Bu derin yaşanmışlıklara sahip olan tünelleri gördüğünüzde, anlatılanların ve filmlerden aklınızda kalanların etkisiyle bu tünellerde o günleri yeniden yaşıyoruz.

6969408-Cu_Chi_Tunnels_Cu_Chi cu_chi_tunnel_4

Kendinizi strateji oyunlarında hissedeceğiniz Cu Chi’de gördükleriniz maalesef bir zamanlar yaşanmış gerçekler, savaşın kimseye bir kar getirmediğinin somut kanıtları..

İki Mavi Kulübe Arasından Bakmak - Kore Silahsız Bölgesi

 

Türkiye'nin de 6.000'e yakın asker gönderdiği Kore Savaşı 27 Temmuz 1953 tarihinde sona ererken bu güzel Uzak Doğu ülkesi göz kararıyla ortadan ikiye bölünmüştü. İki tarafın da daha fazla kayıp vermemek adına askerlerini 2 kilometre içeri çekmesiyle oluşan 4 kilometre eninde ve 250 kilometre uzunluğundaki bölge isminin aksine dünyanın en fazla silahlı kuvvetini barındıran bölgesidir.

Bu özelliğiyle yeryüzündeki en tehlikeli yerlerden biri olan Kore Silahsız Bölgesi'nde biri Kuzey diğeri Güney Kore'ye ait olmak üzere sadece iki adet köy bulunmaktadır. Özgürlük Köyü anlamına gelen Güney Kore'nin Daesong-dong köyü sakinleri Güney Kore vatandaşı sayılmakla beraber vergiden ve askerlikten muaftırlar. Ancak gece 11'den sonra sokağa çıkma yasağına tabidirler ve köy içinde adres değişikliği yapmaları yasaktır. Barış Köyü anlamına gelen Kuzey Kore'nin Kijong-dong köyü ise mavi boyalı her biri elektrik bağlantısına sahip şirin evleriyle gösteriş amacıyla kurulmuş bir köydür.

İki köy de propaganda yapma amacı taşımaktadır. Öyle ki Barış Köyü teknolojinin gelişmesiyle kuvvetli teleskoplarla incelenmiş ve binalarına cam bile takılmamış kimsenin yaşamadığı sahte bir köy olduğu fark edilmiştir. Tarihte bu tip propaganda amaçlı yerleşimlere Potemkin köyü adı verilmektedir. İsmini Çariçe Katerina'nın Kırım ziyareti esnasında daha yeni savaştan çıkmış Kırım'ın zarar görmediği algısını yaratmak için sahte bir köy inşa etmiş Komutan Grigory Potemkin'den alır.

Soğuk Savaş zamanındaki bazı uygulamalar da güç gösterisinin komedisini gözler önüne sermiştir. İki köyden de devasa hoparlörlerle verilen marş ve öz övgüler 2004 senesinde karşılıklı olarak bitirme kararı alınana kadar epey bir gürültü kirliliği yaratmıştır. 1980'lerde Özgürlük Köyü'nde 100 metrelik bir bayrak kulesine asılan Güney Kore bayrağı ise Kuzey'in Barış Köyü'ne 160 metrelik devasa bir bayrak kulesi inşa ederek karşılık vermesine yol açmıştır.

Kore Silahsız Bölgesinin sadece bir noktasında Güney ve Kuzey'in askerleri karşılıklı durmaktadır. JSA (Joint Security Area) ismi verilen bölgeyi, iki ülkenin yöneticilerinin yüz yüze görüşebildiği ve senede sadece bir kere Kuzey ve Güney Kore'li akrabaların birbirini görebildiği resimlerdeki mavi kulübelerden tanıyabilirsiniz.

Bugün de varlığını sürdüren JSA'yı hem Güney hem de Kuzey'den senede 100.000 turist ziyaret etmektedir. Turistlere tur öncesinde düşman toprağı sayılabilecek bu bölgede ağır yaralanma ve ölümlerden kendilerinin sorumlu olacağına dair kağıt imzalatılmaktadır.

Dünyanın en fazla savaşa hazır bölgesinde yine de çok vukuat yaşanmamıştır. En büyük olay "Balta Cinayeti Olayı" olarak da bilinen iki Amerikalı subayın ölümüyle sonuçlanmış olan restleşme olmuştur. Kuzey Kore tarafını gözetlemeyi zorlaştıran bir Kavak ağacının Amerikalı askerler tarafından budanması esnasında saldırgan geçmişi nedeniyle "Teğmen Bulldog" olarak da bilinen Teğmen Pak Chul önderliğinde 25 Kuzey Kore askeri gelerek sessizce izlemeye başlamıştır. Bir süre sonra Pak Chul budamanın durdurulmasını talep etmiş, neden olarak da bu ağacın Kuzey Kore'nin büyük önderi Kim İl Sung tarafından dikildiğini öne sürmüştür. Amerikalıların istifini bozmamasına istinaden kolundaki saati çıkararak mendiline sarmış, cebine koymuş ve askerlerine "öldürün!" diye bağırmıştır. Silahsız olmaları nedeniyle budayıcıların yere bıraktığı baltalarla saldıran Kuzey Koreliler iki Amerikalı subayı öldürmüş ve ekibin geri kalanını yaralamıştır.

Dönemin Amerikan Başkanı Gerald Ford önderliğinde Beyaz saraydaki Oval ofiste yapılan intikam planına bir Kuzey Amerika mitolojik kahramanı olan, insanüstü kabiliyetiyle bilinen Oduncu Paul Bunyan'ın ismi verilmiştir. Paul Bunyan operasyonuyla tam üç gün sonra bir kısmı taek won-do'da siyah kuşak sahibi 815 silahsız kişi Güney tarafından bölgeye girmiş, elektrikli testerelerle malum ağacı kesmeye başlamıştır. Anında bölgeye Kuzey Kore'li askerler sevk edilince, Amerika ve Güney Kore ordusu sınırın ötesine yerleştirdikleri 20 Lojistik Helikopter, 7 Kobra Saldırı Helikopteri, B-52 ve F-4 tipi savaş uçaklarını karşıdan görülebilecek şekilde yaklaştırmıştır. Bu sayede olaysız bir şekilde ağaç kesilerek kökü iki şehit askerin anısını yaşatmak için bölgede bırakılmıştır.

Psikolojik savaşın komedisi üzerine bir çok film yapılmış ve kitap yazılmıştır. Aklımıza hemen "Büyük Diktatör" filminde birbirlerini etkilemek üzere sürekli sandalyesini yükseltip salonun tavanına kadar yükselen Hitler parodisi Charlie Chaplin ve Mussolini parodisi ekürisi gelmektedir.

Dünyanın yok oluşundan hemen sonra radyasyondan korunmak için insanoğlunun tünel kazacağını düşünerek "tünel yarışı"nda Sovyetler'in gerisinde kalmamaları gerektiğini söyleyen General Buck Turgidson'la hafızalara kazınmış bir Stanley Kubrick şaheseri olan Dr. Strangelove'ı da biraz tebessüm biraz da geleceğe dair endişeyle hatırlamanın belki tam sırasıdır.

Gerçek Robinson Crusoe'nun Hikayesi

 

Edebiyat dünyasının en iyi bilinen karakterlerinden Robinson Crusoe’nun yaratıcısı Daniel Defoe’nun en büyük ilham kaynağı olan Alexander Selkirk, 17’nci yüzyılın sonlarında yaşamış İskoçyalı bir denizcidir.

İspanya Veraset Savaşı patlak verdiğinde Cinque Ports ve St George isimli iki İngiliz savaş gemisi Güney Amerika’dan dönen İspanyol ve Fransız gemilerine zorluk çıkarmak amacıyla yollara düşmüştü. Bir şekilde yolu Pasifik Okyanusu’na düşen gemilerden Cinque Ports  Şili açıklarında bir adada mola vermişken, mürettebattan 28 yaşındaki Alexander geminin durumunun yola çıkmaya elverişli olmadığını söyleyerek demir almayı reddedince kaptanı tarafından adada bırakılmıştır.

4 seneden uzun bir süre bu adada yalnız başına yaşamak zorunda kalan gemi tayfasının haberi olmasa da, gemisi gerçekten de çok kısa bir süre sonra batacak ve kaptanı tüm mürettebatıyla birlikte İspanyol esiri olacaktır.

Çocukluğunda da asi bir genç olan Alexander, gemisi onu bu bilmediği coğrafyada yalnız başına bıraktığında bir süre sahilde Istakoz avlayarak karnını doyurur. Ancak bir süre sonra çiftleşme sezonu nedeniyle karaya çıkan fok balıklarının saldırganlığı nedeniyle adanın iç kısımlarına ilerlemek durumunda kalır.

Adanın iç kısmında yaşam standartlarını yükselterek yalnızlığının yükünü kısmen hafifletir. Kendisinden önceki gemiler tarafından adaya getirilmiş keçileri otlatarak et ve sütlerinden yararlanır. Aynı şekilde önceden adayla tanıştırılmış kedileri besleyerek kendisini fare saldırılarından korur. Deri tabakcısı olan babasından öğrendiği yöntemlerle kendisine kıyafetler diker, yatak odası ve mutfaktan oluşan evler inşa eder. Kısa bir süre sonra turp ve lahana yetiştirmeye başlar. Ayak tabanları zaman içinde oldukça sertleştiği için ormanda yalın ayak yürümeye alışır. Cephanesi bittikten sonra tüfeğini kullanamamaya başlayınca vahşi hayvanları kendi yaptığı bıçağıyla avlamaya başlar. İngilizceyi unutmamak ve can sıkıntısına engel olmak için İncil’den parçalar okur ve ilahiler söyler.

4 sene 4 aylık bu macerası boyunca iki kere kıyıya gemi yanaşır ancak maalesef ikisi de İspanyol gemisidir. Ağaç tepelerinde saklanarak esir düşmekten kurtulur. Sonunda 2 Şubat 1709 tarihinde iki adet İngiliz gemisi adaya gelir. Alexander onları gördüğünde mutluluktan ağlamaktadır. İskorbüt hastalığına yakalanmış olan mürettebatın sağlıklarına kavuşması için günde iki üç keçi avlayarak onları besler.

İngiltere’ye döndüğünde etkileyici hikayesi sayesinde oldukça ünlü bir adam olan Selkirk, şüphesiz Daniel Defoe’nun en önemli ilham kaynağı olmuştu. 1966 yılında Şili devlet başkanı Selkirk’in adasının ismini “Robinson Crusoe Adası” olarak değiştirir.

Alexander’ın müthiş hayatta kalma becerilerini kendisini kurtaran kaptanın kelimeleriyle ifade etmek gerekirse: “Bu dünyadan tecrit birçok insanın düşündüğü kadar katlanılmaz bir yaşam tarzı değildir, özellikle de bu adam gibi kaçınılmaz bir şekilde buna mecbur bırakıldıysanız”

Seyahat Etmek Özgürlüktür!

 

Çıktığınız bir yolculuk sırasında veya bulunduğunuz yerdeki kalabalığın içinde gelen “burada ne işim var?” sorusu kimi zaman sizi olduğunuz ortamdan, hayatınızdan, yaşadığınız şehirden koparıp bir boşluğa sürükler.

Psikolojideki ismi "Depersonalizasyon". Genellikle bu durum akabinde "Derealizasyon"u getirir. İşin aslı bir yere ait hissedemezsiniz ve dönem dönem bu konuyla ilgili sıkıntı yaşarsınız. Özellikle kalabalık ortamlarda şiddetli bir şekilde bu durumun gerçekliği yüzünüze çarpar.

Büyük şehirlerde yaşayan insanların birçoğunun bir balıkçı kasabasına yerleşme hayali vardır. Farkında olmasa da kendini aslında bulunduğu yere değil, o balıkçı kasabasına ait hisseder.  Bunu gerçekleştiren çok az insan var ama pek de önemi yok gibi. Albert Camus’nün Sisifos’unda olduğu gibi, büyük bir kayayı dik bir tepeden yukarı itme cezasına mahkum edilen Sisifos, asla gerçekleştiremeyeceğini bildiği halde o kayayı itmeye devam etmiş. En azından bunu denemiş olduğunu bilmek ve bunun için çabalamak bile onu mutlu etmeye yetmiş. Hayat hep böyle değil midir zaten. İnsan bir anlam icat etmedikçe yaşamın ödül mü, yoksa ceza mı olduğunun farkına varamıyor. Sisyphus-Image-01C

Hiç görmediğiniz ve gitmediğiniz şehirlerin ismini duyduğunuzda bile size çekici gelir. Kim bilir belki içten içe bir arayışa girmiş olabilirsiniz. Vaktiniz varken gidin, görün, keşfedin.  Sizin ait olduğunuz yer belki başka bir ülke, başka bir şehirdir.

Denemeye değmez mi?2

Bangkok sokaklarında gezerken belki kendinize ait bir şey bulursunuz. Maldivlerin Hint okyanusunda yüzerken huzurun verdiği o muhteşem duygu ile kendi iç dünyanızı keşfedersiniz.  Belki Bali’nin Tanah Lot Tapınağında gün batımını izlerken hayatınız boyunca o manzarayı görmeyi beklediğinizi fark edersiniz.  Phuket’in Khai adasında şnorkel yaparak, deniz altındaki canlıların ne kadar güzel olabileceğini görüp, bunu görme fırsatını yakaladığınız için mutlu olursunuz. Hindistan’daki Taj Mahal’i görüp aşk için neler yapılabileceğini fark edersiniz.

Ufak seyahatler belki bir şeyleri değiştirmek için bir adım oluverir. Seyahat etmek insanı özgür kılar.

Seyahat etmek özgürlüktür!3

 

 

Uzak Doğu'da Görülmesi Gereken 10 Tapınak

 

Göz kamaştıran tapınakları ile Uzak Doğu hem insanın ruhuna hitap eden hem de görsel bir şölen sunan zengin bir kültüre sahip. Uzak Doğu seyehatine çıkmak isteyen ama binlerce tapınak arasından hangilerini ziyaret etsem diye kara kara düşünenler varsa hiç merak etmeyin; sizler için mutlaka görülmesi gereken 10 tapınağı seçtik!

ANGKOR WAT/KAMBOÇYA

Çoğumuz bu tapınağı Angelina Jolie’nin rol aldığı Tomb Rider filminden tanıyoruz aslında. Sonrasında Tomb Rider tapınağı olarak da anılan Angkor Wat Unesco’nun dünya Kültür Mirası listesinde yer alan tapınaklardan. Muhteşem ihtişamıyla Angkor Wat guiness rekorlar kitabına göre de dünyadaki en büyük dini yapıdır.

 

3901789587_8a7d9fdd1a_o

angkor wat3

WAT PHRA KAEW-ZÜMRÜT BUDA TAPINAĞI/BANGKOK

Zümrüt Buda Tapınağı Uzak Doğu mimarisinin eşsizliğini gözler önüne seriyor. Tapınağın içerisinde bulunan ve zümrüt blok üzerine oyulmuş Buda heykeli Budizm’in önemli sembollerinden.  Wat Phra Kaew aynı zamanda Tayland’ın en kutsal tapınağı.

Wat-Phra-Kaew.jpg

WAT PHO/ YATAN BUDA TAPINAĞI/BANGKOK

Tayland’ın en popüler tapınaklarından biri olan Yatan Buda tapınağı aynı zamanda thai masajının doğduğu yer olarak da bilinir. Tapınaklar ruhuma, masaj da bedenime iyi gelir diyorsanız burada thai masajı yaptırabilir hatta isterseniz bu masajlar için kursa bile kayıt olabilirsiniz.

wat pho

 CENNET TAPINAĞI / PEKİN

Pekin’in simgesi haline gelmiş Cennet Tapınağı Unesco’nun Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyor. Tapınağın güney girişinde yer alan kare mimari ile dünyayı  ve kuzeyinde bulunan dairesel mimari ile cenneti temsil eden bu tapınak tamamen ahşaptan yapılmış ve inşasında hiç çivi kullanılmamıştır. Sahip olduğu mimarisi ile tapınağa güney kapısından girdiğinizde, Feng Shui inançlarına göre, kötü ruhlardan arınmış oluyorsunuz.

cennet tapınak2

PHA THAH LUANG /LAOS

Tepede konumlandırılmış yapısı ve altın kaplamasıyla göz kamaştıran bu tapınak Laos’un milli gurur kaynağı ve başkent Vientian’in semboludür. Yüksek konumuyla dünyadan gökyüzüne yükselişi sembolize eden altın tapınak sizi görkemiyle büyüleyecek.

pha thah luang2

ANANDA TAPINAĞI/MYANMAR

Tapınak ve pagodalarla dolu Mynmar’ın şüphesiz en büyük ve ünlü tapınağı Ananda Tapınağıdır. Neredeyse 1000 yıllık geçmişi, Simetrik mimarisi ve bir müze gibi içinde her türlü Mynmar sanatını bulunduran yapısıyla Ananda tapınağını ziyaret etmeden Bagan’a gitmiş sayılmazsınız.

anandaaaa

BOUDHANAHT TAPINAĞI/NEPAL

Dünyanın en büyük budist anıtına sahip olan Boudhanaht Tapınağı budizmin merkezi olan Kahmanduda yer alıyor. En bütük stupa olma özelliğinin yanında dini açıdan da kutsal olan tapınakta hacı olmak için etrafını tavaf eden insaları görmeniz mümkün.

boudhanath2

WAY RANG KHUN- WHİTE TEMPLE / TAYLAND

Bembeyaz rengi, ince işçiliği ve alışılmamış yapısıyla Beyaz Tapınak sizi kendine hayran bırakacak. Masalsı yapısıyla kendinizi düşler diyarında gibi hissedebilirsiniz. Girişte yer alan Cehennem Çukuru tasviri ise görülmeye değer yerleden.

white temple2

KİNKAKUJİ-ALTIN TAPINAK /JAPONYA

Sahibi öldükten sonra tapınağa çevrilen bu yapı göl kenarındaki konumu ile size sakinliği yaşatacak. Gölde oluşan yansımasıyla kendinize doğaya ait hissedeceksiniz. Mimari yapısı ve bahçe düzenlemesiyle de ilgi çeken Kinkakuji zemininde bulunan altın kaplamalardan dolayı altın tapınak adıyla da biliniyor. Kinkakuji  1994 yılından beri UNESCO Dünya Mirasi Listesinde bulunuyor.

kinkakuji23

WAT TRİMİT-ALTIN BUDHA/BANGKOK

Dünya’nın som altından yapılma en büyük budasının tesadüfen keşfedildiğini biliyor muydunuz? Tapınağın içerisinde bulunan Buda heykeli yaklaşık 700 yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen savaş zamanları düşman istilasından korumak amacıyla kille kaplanarak çirkin bir görünüme sokulmuş ve  bu gerçek 50 yıl kadar önce ortaya çıkmış. Bir tapınaktan diğerine taşınırken vinçten düşürülen ve o sırada keşfedilen 500 tonluk bu saf altın gözlerinizi kamaştıracak!

wat traimittttt

 

Birbirinden özel bu tapınakları içeren gezilerimize sitemizden ulaşabilirsiniz.

http://www.siamtur.com/klasik_55/hong_kong_bangkok_singapur_turu

http://www.siamtur.com/kultur_60/guney_kore_japonya_turu

http://www.siamtur.com/kultur_91/vietnam_kambocya_laos_turu

http://www.siamtur.com/kultur_65/kuzey_tayland_turu

http://www.siamtur.com/kultur_58/hindistan_nepal_turu

http://www.siamtur.com/kultur_63/myanmar_turu

Turkuazın Büyülü Dünyası: En Temiz Sular

 

Gözlerinizi kapatın ve bir tatil hayal edin desek aklınıza ilk gelen şey şüphesiz deniz olur. Şöyle en temiz, en berraklarından! Peki hep fotoğraflarda gördüğümüz o bembeyaz kumsalları ve turkuaz renkleri olan sular nerede?

MALDİVLER

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün harika birleşimi; Maldivler! Birbirinden güzel adaları, bembeyaz kumsalları ve turkuaz rengi suyuyla sizi kendisine hayran bırakacak. Sadece suları değil, sualtı dünyası ve mercanlarıyla da ilgi çekiyor Maldivler. Evlenecek çiftlerin balayı hayali olarak da oldukça meşhur.

Sun Chair on the Beach

SABAH / MALEZYA

Malezya adalar ülkesinin eyaletlerinden biri olan Sabah berrak sularda yüzmek isteyenlerin adresi. Özellikle dalışçılar için de ideal yerlerden biri.

sabah

TİOMAN / MALEZYA

Malezya’nın doğu kesiminde yer alan Tioman adası bir filme ev sahipliği yaptıktan sonra ünlendi dersek yanlış olmaz.

Tioman’ın tertemiz sularında yüzmek için adanın barındırdığı birbirinden güzel koyları denemek isterseniz ulaşım olarak trekking yapabilirsiniz. Çünkü bu ada su sporlarının yanında trekking için de elverişli. Aynı zamanda adayı çevreleyen suların yanında kendi içerisinde barındırdığı Asah Şelalesi de su severler için görülmeye değer.

tioman

PHİ PHİ / TAYLAND

Kumsallarıyla ünlü doğa harikalarından Phi Phi Adaları 6 adadan oluşmaktadır. Özellikle çekimlerinin burada yapıldığı bir sinema filminden sonra bugünkü ününe kavuşan adaların suları kadar kumsalları da meşhur. Bu tertemiz suların tadını çıkarmak için beyaz kumlarla kaplı birbirinden güzel plajları teknelerle gezebilirsiniz.

phiphii

PANARİ / JAPONYA

Dünya’nın Japonya’ya torpil yaptığı iddialarını kuvvetlendiren başka bir Uzak Doğu harikasıyla karşınızdayız: Panari Adası. Muhteşem doğasıyla adeta bir tabloyu andıran bu bakir ada sizi berrak sularıyla büyüleyecek cinsten.

panari

BORA BORA ADALARI / FRANSIZ POLİNEZYASI

En temiz sulara sahip olan yerlerden biri olan Bora Bora adaları adeta sessizliğin ve huzurun diğer adı. Balayı çiftlerinin de ilgi odağı olan bu egzotik adalar yeşilin ve mavinin birbirine en çok yakıştığı yerlerden.

BORABORA

PALAWAN / FİLİPİNLER

Palawan adası Linapacan adalarının en büyüğü ve en ünlüsü. Neden ünlü diye soracak olursanız Palawan adası geçmişinde Doğu ve Güney Doğu’nun en çekici adası olma özelliği barındırıyor. Tertemiz denizi ve kumsallarından bahsetmiyorum bile.

palwaannn

Gizemli Şehir : Machu Picchu

 

Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak kabul edilen,

Güneşin Bakireleri için inşa edilen,

Kızların, çocukların ve esirlerin bozulan evrensel düzenin yeniden kurulması için kurban edildiği yer,

And dağları’nın zirvesinde,

Bulutlara yakın,

İnka antik şehri Machu Picchu.

 

Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar bir tartışma konusu olarak gizemini hala korumaktadır. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel içerikli çok fazla ipucu bulunmadığından sadece tahminler yapılmıştır. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Machu Picchu ismi de bu kente yakın olan bir dağın zirvesinin adıdır.

1450 yıllarında kurulan bu şehir, yaklaşık 1550’li yıllarda terk edilmiş ve 1911 yılında tarihçi Hiram Bingham tarafından bir gezi esnasında tekrar keşfedilmiştir. İnka gizemi ilk olarak bu noktada başlamaktadır. Tekerliği ve yazıyı bulamayan İnka uygarlığı 1450'li yıllarda bir mühendislik harikası olan, ağırlığı 100 tonu bulan taşları herhangi bir harç malzemesi kullanmadan nasıl inşa etmiş?

Şehir başlı başına gizem oluştururken, şehrin keşfini yapan Hiram Bingham hakkında da birçok spekülasyon yapılmış ve  bu keşfinin önüne geçmesine sebep olmuştur. Bingham’ın keşfinin 1912 ve 1913 yıları arasında olması ve yine o tarihlerde şehirde altın bulunması ve bulunan bu altınların da Amerika’ya taşınması işin farklı bir boyutudur. Yerli halk bu şehri zaten daha önceden bildiklerini ve Bingham’ın bu yeri keşfetmediğini söylemektedirler.

Şehir içinde 100'den fazla insan iskeletinin bulunduğu 50 adetin üzerinde mezar keşfedilmiştir. İlk bulgularda bunların %80’inin kadın olduğu sanılmış, ama sonraki incelemelerde eşit dağılım olduğu tespit edilmiştir. Yapılmış olan bu keşfe istinaden şehrin, İnkalar'ın yetiştirme ve disiplin yeri olduğu teorisi geliştirilmiştir. Fakat zamanla bu teori de geçerliliğini yitirmiştir. Bugün kabul gören teori, şehrin 700'den fazla İnka asil ve din adamına ev sahipliği yapmış olduğudur.

Bazı kaynaklar Kutsal kentin Güneşin Bakireleri için inşa edildiğini söylemektedir. İnkalar için kutsal olan Azize Bakire Morena anısına bu tapınaklarda da “Güneşin Bakireleri” adında kızlar bulunurmuş. Güneş Tanrısı'nın hizmetine seçilen bu güzel kızların, bekaretlerinin bozulmaması için çok sıkı korunan bir yerde hep beraber yaşadığı söylenmektedir. Sadece iki kişi birlikte dışarı çıkabilirler ve genellikle bekçiler tarafından takip edildikleri düşünülmektedir. Kurban törenleri sırasında bu kızlar mayalanmış Mısır içkisi Chicha’yı hazırlar ve kumaş dokurlarmış.

Antik kent iki bölümden oluşmuş ve yaklaşık 35 hektarlık alana yayılmıştır.

İlk bölüm evlerin, tapınakların ve sarayın olduğu şehir bölümü, ikinci bölüm ise tarımın yapıldığı bölümdür.

Machu Picchu’ya yapacağınız gezide sadece muhteşem doğası ve mimarisi ile değil, bölgeye özgü birçok hayvanla da tanışacaksınız. Lama ve Alpakalar bunların en bilinenleri ve ikisini birbirinden ayırmak oldukça zor. Alpakalar, genellikle daha küçük oluyor ama aradaki asıl fark yün kalitesinde. Alpakaların yünleri çok kaliteli, yumuşak ve sıcak tutuyor. Bölgede Alpaka yününden yapılmış rengarenk kıyafetler ve hediyelik eşyalar da bulmak mümkün. Ayrıca kuş gözlemlemeye meraklı olanlar için bölgeye özgü 420’nin üzerindeki kuş çeşitlerini burada bulabilirsiniz.

Bölgeye ulaşım tabi ki çok da kolay olmayacak. Aguas Calientes istikametine doğru gitmek üzere Vistadome trenine binmek gerekiyor. Arka planda karla kaplı dağların olduğu, muazzam nehir ve orman manzaralı bir yoldan geçerek Machu Pichhu’ya kadar yolculuk ediyorsunuz. Tren yolcuğu sonrasında özel bir araçla 30 dakikalık bir yolculuk daha yapmak gerekiyor.

mp3

İnka Trekking yolu; Machu Picchu’ya gitmek için sınırlı sayıda insan tarafından tercih edilebilen ve özel izin gerektiren bir yürüyüş (trekking) yolu da bulunuyor. Bu yolu tercih etmek isterseniz, 2 veya 4 gün boyunca deneyimli rehberler eşliğinde dağların arasından yürümeniz gerekiyor.

Peki tüm bu anlatılanlardan sonra bu yolculuğa çıkmaya değer mi Machu Picchu ? Bunu ancak bu yola çıkan kişi belirleyebilir. “Yol kendine bir yer bulamamış kişinin özlemidir. Özgürlük budur belki de. Sürekli bir yersizlik; sürüp giden bir yol. Yerinde huzursuz olan kişi yola düşer. Yeni bir yol bulmak için olmasa bile biraz yürümek, yol almak için.”

Gideceğiniz her yol, seçeceğiniz her yön yeni ufuklar açacak, yeni yollar belirleyecektir. Her yol, yola çıkmadan önce uzun gibi görünür. Yola çıktığınız anda, yol kısalmaya başlar. Bu serüven boyunca yalnızca zirveyi hayal edin.

Adına şarkılar yapılmış gizemli şehir Machu Picchu ;

 

 

 

 

 

Dikkat! Bu yazı sizin şanslı renginizi içeriyor.

 

Bir yaz günü, güneş ışığı her yanımızı sarmış, kuş cıvıltıları etrafta, rengarenk giyinmiş insanlar,  gülen yüzler ve havada tatil kokusu...

Düşünürken bile etrafta uçuşan renkli kelebekleri siz de görüyor musunuz?

...

Günlerden kış, hava yağmurlu, gökyüzü gri, erken gelen akşam karanlığının kasveti üstünüze çökmüş.

Hayaller deniz kum güneş, hayatlar kar kış...

...

Durun durun, üzülmeyin! Sadece renklerin sizde bıraktığı etkilerin farkında olmanızı istedim çünkü bu yazı sizin şanslı renginizi içeriyor.

Doğanın bize sunduğu doğal güzellikler olarak renklerin hayatımızda bıraktığı etkilerin ne kadar farkındayız diye bir düşünürsek, hepimizin bu konu ile ilgili bildiği bir şeyler mutlaka vardır. Mesela yıllarca fengshui yaptık, kırmızılarla aşkı aradık, mavilerde huzuru... Eve zenginlik getirmesi için mor rengi kapı girişlerinde kullandık. Fastfood zincir mağazalarının bizi kendine çekmek için kırmızıyı kullandığını öğrendiğimizde şaşırdık, etkilenmemek adına kendimize sözler verdik.

Peki ya şimdi size bunların daha ötesinde aslında günlerin de birer rengi olduğunu söylesem? Evet söylüyorum, günlerin de birer rengi var. Hatta sizin doğum gününüze denk gelen günün rengi aynı zamanda sizin şanslı renginiz. En azından Tayland’lılar öyle düşünüyorlar.

Tay halkı bunu yüzyıllardır biliyor ve uyguluyor. Peki günlerin sahip olduğu renkleri nasıl seçmişler diye merak edenler olabilir. Hemen açıklayayım. Aslında bu efsane Tayland yada Budizm’den ziyade eski Hindu mitolojisinden geliyor. Hindu mitolojisi içinde biraz astroloji de barındırıyor ve diyor ki; her bir günü bir tanrı korur ve bu tanrıların her birini de bir gök cismi temsil eder.

Duymuş olmanızın muhtemel olacağı bir örnek vermek gerekirse sarı rengin Tay Halkı açısından önemini söyleyebilirim. Bunun nedeni ise 1946 yılından beri tahtta olan ve en uzun süredir tahtta kalma ünvanını koruyan Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej’in Pazartesi günü doğmuş olmasıdır. Halk hem krala saygısını, hem de bağlılığını göstermek için Pazartesi’nin rengi olan sarıyı giyinir ve hatta sarı renkli bayraklar asılır. Doğum günü olan 5 Aralık kutlamalarında ise neredeyse bütün ülke sarı renkle dekore edilir dersek yanlış olmaz.

Ben doğduğumda günlerden neydi, babaannem tarlaya çıkmıştı, bilmem nerde deprem olmuştu, kuşlar göç ediyordu şeklinde kafanız karışıksa sizin işinizi biraz kolaylaştırmak adına şöyle bir ipucu vereyim: http://www.dayofbirth.net/

Doğum gününüzü de bulduğumuza göre artık günlerin rengini görebiliriz. Bakalım şanslı renginiz hayatınızı değiştirecek mi?

Kim bilir belki de bu yazı hayatınızı değiştirir. Eee efsane bizden, inanıp inanmamak sizden :)

GÜNLERİN RENGİ

Pazartesi / Sarı

Sarı renk ile özdeşleştirilen ve Chandra Tanrı’sı tarafından korunan Pazartesi Ay’ın günü. Efsaneye göre güzel ve adil olması ile bilinen Chandra 10 beyaz at tarafından çekilen savaş arabasını her gece gökyüzüne doğru sürer.

Salı / Pembe

Salı günü Mars gezegenini temsil eder ve Mangala tarafından korunur. Hindu mitolojisine göre Kırmızıyı temsil eden ve aynı zamanda savaş tanrısı olan Mangala, Tayland kültüründe pembe ile ilişkilendirilmiştir.

Çarşamba / Yeşil

Çarşamba günü Merkür gezegeni ve Budha Tanrısı tarafından temsil edilir. Ay tanrısı olan Chandra’nın oğlu olduğu söylenen Budha ticaret koruyucu ve tanrısıdır.

Perşembe / Turuncu

Jüpiter’in günü Perşembe ibadet ve sadakat tanrısı olan Brihaspati’yi temsil eder. Kendisi dindarlığın temsilcisidir.

Cuma / Açık mavi

Cuma günü Venüs gezegeni ve  Shukra Tanrısı’nın temsilcisidir. Efsaneye göre Shukra’nın orta yaşlı ve çok sempatik olduğu ve beyaz tenli olarak çeşitli hayvanların sırtında resmedildiği biliniyor.

Cumartesi / Mor

Saturn gezegeninin ve kıyamet tanrısı Shani’nin temsilcisidir Cumartesi. Shani iyilerin ve kötüleri cezalandıranların öğreticisi olarak tanımlanır ve ilginç bir şekilde elindeki ok ve kılıçla siyah bir karga sürerken tasvir edilir.

Pazar/ Kırmızı

Pazar günü en yüce tanrı olarak kabul edilen Surya ve Güneş’i temsil eder. 7 at tarafından çekilen büyük bir savaş arabasını sürerken tasvir edilir.

 

Tayland'ın Unutulmaz Festivalleri

 

Farklı festivalleri deneyimlemeyi ve seyahat etmeyi seviyorsanız şayet, bu yazıyı okuduktan sonra uçak bileti bakmaya başlayabilirsiniz. Zira bu festivallerin var olduğunu öğrenip, katılmayı düşünmemek pek mümkün olmayacak.

Herhangi bir yere seyahat etmek başlı başına güzel bir şey olsa da festival dönemlerinde seyahat etmek çok farklı bir deneyim olabiliyor. Ziyaret ettiğiniz ülkeyi belki daha eşsiz bir şekilde hatırlamanızı ve daha güzel vakit geçirmenizi sağlayabiliyor.

İşte birbirinden ilginç Tayland Festivalleri ;

Tayland Songkran 

Nisan ortasına gelen Tayland yeni yıl Songkran ülkedeki en eğlenceli ve ıslak festivaldir. Festival 3 gün boyunca sürmektedir. Tüm Tayland halkı ve turistler, su tabancaları ile çılgınca bir su savaşı yapıyor.  Songkran’da ıslanmama gibi bir şansınız maalesef yok. Hatta bazı tazyikli su tabancalarının içine koyulan buzlu su ile ıslatılırsanız gerçekten unutamayacağınız bir anınız olacak. Her ne kadar geleneksel olarak bakıldığında birbirine su atmanın anlamı sembolik olarak her geçen yıl günahlardan arınmak olsa da bu günlerde Songkran özellikle Tayland'ın en turistik bölgelerinde az ya da çok anlamını kaybetti ve “dünyanın en büyük su savaşı” olarak bilinmeye başlandı.

songkran

Loy Krathong

Ay takvimine göre genellikle Kasım ayına denk gelen Loy Krathong ülkenin en görkemli festivallerinden biridir .Bu festival Songkran’a göre daha sakin ve romantik bir festivaldir. Bu tarihlerde tüm Tayland halkı su kenarlarına akın ediyorlar. Akşam saatlerinde Tay halkı nehir kenarlarında, göllerde ya da denizde “krathong” larını su yüzeyine bırakmak üzere toplanırlar. Krathong muz ağacı gövdesinden yapılan ve güzel bir işçilikle şekillendirilip, muz yaprakları, tütsüler, mumlar ve çiçeklerle süslenmiş bir saldır. Tayca da “Loy” un anlamı “su üzerinde süzülmek”dir. Bu geleneğe havai fişekler ve gökyüzüne bırakılan küçük ateş balonlarının sular üzerinde ki gökyüzünü aydınlatması eşlik ediyor.

2

Maka Buça

Festival,  Budistlerin en kutsal günlerinden biridir. Ay takvimine göre düzenlenen festival Şubat-Mart ayları civarına denk gelmektedir. Maka Buça gününde Buda’nın önünde 1250 kişi spontone bir şekilde toplanır ve daha sonra Buda’nın öğrencileri olarak aydınlanmaya ulaşmayı amaçlarlar. Bu festival boyunca  tüm Tayland’daki Budist tapınaklarda halk ellerindeki mumlarla tapınağın etrafında dönüyorlar.

3

Maymun Festivali

Lophuri şehrinde düzenlenen bu festival esnasında şehirde yaşayan Makak maymunları için bir ziyafet veriliyor. Kasım ayında kutlanan bu festival de yaramaz maymunların karınlarının nasıl doyurduğunu gözlemleyebilirsiniz.

4

Hayalet Festivali

Hayalet festivali Animizm inancına dayanmaktadır. Anima, doğada insan ruhuna az çok benzer ruhlar bulunduğunu kabul eden din, felsefede her nesnenin bir ruhi varlık veya ruh tarafından yönetildiğini kabul eden sistemdir. Tayland’da yüzlerce çeşit hayalet ve her hayaletin farklı karakteristik özelliklerinin olduğuna inanılıyor.  Örneğin Phi adı verilen hayaletler iyi veya kötü ruhlu olabiliyor. Üç gün süren  ve genellikle Mart- Temmuz dönemine gelen bu festivalin tarihi ülkedeki  medyumlar tarafından belirleniyor. Bu hayalet festivali kuzey Tayland’da Bangkok’un  450 km kuzeyinde yer alan Isaan kültürüne özgüdür. Festival eski bir Budist  hikayeyi anmak için düzenlenir. Hikayeye göre halk, sürgünde olan prenslerinin dönüşü için kutlamalar başlatır ancak o kadar çok gürültü yaparlar ki bütün ölüler uyanır, mezarlarından kalkar ve partiye katılırlar.  Festivalde yerel halk ruhsal maskeler ve tuhaf şapkalar takıp, hayalet kostümleri giyer.

5.jpg

Pataungların Güzellik Sırrı

 

Hepimiz biliyoruz ki, insanlık var olduğundan bu yana dünya üzerinde güzelliği için çaba harcamayan kadın yok. Hatta birçoğu güzellik uğruna maddi manevi sahip olduğu birçok şeyden vazgeçmeye hazır. Öte yandan, farklı kültürlerin kendilerine has güzellik anlayışları nedeniyle, güzellik kavramının akıl almaz boyutlara büründüğüne şahit olduğumuz yerler de karşımıza çıkmıyor değil. İnsanoğlunun yaratıcı zekâsı, farklı gelenekler ve tabi ki kadınların sınır tanımayan doğasının etkisiyle ortaya çıkan, insanı hayrete düşüren güzellik kriterleriyle, dünyanın herhangi bir yerinde karşılaşabilirsiniz. Bunlardan biri de Tayland'ın kuzey sınırında karşımıza çıkan, Karen kabilesine bağlı Padaungların geleneği: halkalarla boyun uzatma.

13322002734_40cf66fe87_o
Köydeki kadınlar ürettikleri el işleri ve turizmle geçimini sağlıyor..

Eski adı Burma olan Myanmar'ın kuzeyinde Tayland sınırına yakın yaşayan, 1990'larda ülkelerinde çıkan karışıklıklar sonucu, askeri müdahalelere dayanamayıp Kuzey Tayland'a sığınan Karenler, Tayland'ın en kalabalık dağ kabilesi. Kendilerine verilen köyde, medeniyetten uzak, geleneklerini hala devam ettirerek yaşayan bu sıcak insanlarla tanışmaya Chiang Rai'ye doğru uzandığımızda, boyun ve bacaklarındaki halkaları ve rengarenk kıyafetleriyle "Uzun Boyunlu Kadınlar" olarak anılan Padaung'un kadınları bizi karşılıyor.

Bu kadınların boyunlarıyla bütünleşmiş halkalar hakkında çok eskilere dayanan birçok efsane var. Anlatılanlara bakıldığında, geçmişte bu halkaların ortaya çıkma sebeplerinden biri, Karenlerin ataları olan dişi ejderhaya benzeme isteği. Bu inanca göre, sadece çarşamba günü doğan, yani ejderha olabilecek kadınların sahip olduğu halkalar, yine sadece dolunay günlerinde bu özel kadınlara takılırmış. Başka bir inanışa göre ise, kabile kadınları vahşi hayvanlardan korunmak için bu halkaları kullanmaya başlamış. Bunlar bu köyde duyabileceğiniz, dillerden dillere aktarılan hikayelerden sadece birkaçı. Geçmiş bize ne anlatırsa anlatsın, bugünlerde kadınlar daha güzel olduklarına inandıkları için bu halkaları takmakta.

6357214541_a523cb257e_o
Henüz halkalarıyla yeni tanışmış sevimli, küçük bir Padaung kadını..

Peki, nedir bu güzelliğin sırrı? Daha 5-6 yaşlarında küçücük çocukken sarılmaya başlayan bu halkalar, yirmili yaşlara ulaşıncaya kadar her iki üç yılda bir çıkartılıp sayısı arttırılarak yenileniyor. Bu kadınlar, en fazla 30-32 sıraya kadar halka takabiliyor ve bu da yaklaşık 10-12 kg ağırlık demek oluyor. Yani boyunlarının uzadığı düşünülen bu kadınların, aslında, yıllarca üzerilerine binen bu ağırlıklar yüzünden omurları sıkışarak, omuzları düşüyor ve bu da görünüşte boyunları uzamış izlenimi yaratıyor. Ama Pataunglular vücutlarında oluşan bu deformasyonu hiç önemsiyor gibi gözükmüyorlar. Onlara "Neden bu halkaları takıyorsunuz?" sorusunu yönelttiğinizde aldığınız cevap genellikle "Bu bizim geleneğimiz ve bizim için garip olmayan bir durum, üstelik daha da güzel görünmemizi sağlıyor." şeklinde cevaplar oluyor. Küçükten büyüğe boyunlarındaki halkalarla bu kadar mutlu insanları başka bir yerde görme şansı sanırım yok.

Güzellik anlayışının Victoria Secret mankenlerinde can bulduğu global dünyada, Pataung kadınları takılan halkalar ve uzayan boyunlarla güzelliğe kavuşuyorlar mı tartışılır bir konu. Fakat bizleri hayal edemediğimiz bir dünyayla tanıştıran bu kadınların, vücutlarında ömür boyu taşıdıkları bu ağır aksesuarlarıyla herkesi etkisi altına aldığı kesin.

Kadın olmak zor zanaat diyor, merak edenlere halkanın takılışından kısa bir görüntü sunuyorum; 

Kopi Luwak: Kahve mi?.. yoksa Altın mı?

 

Yazın gelmesiyle beraber enerjimizin yükseldiği günler yaşıyor olsak da, birçoğumuz hala hayat enerjimizi aldığımız sabah kahvelerinden vazgeçemiyoruz. Vazgeçmeyelim de zaten. Kahve bu, günümüzün ilk saatlerinde kokusu ve aromasıyla bizi mutluluğun doruklarına çıkaran, başka hiçbir şeyle yeri dolmayacak bir mutluluk sırrından bahsediyoruz. Bizde bugün kahvemizde bir değişiklik yapıp, Bali’den, bugünlerde adını sıkça duyduğumuz bir fincan Kopi Luwak’la güne merhaba diyelim diyoruz.

KopiLuvak_7
Bir fincan Luwak kahvesine hayır demek imkansız

Kopi Luwak, Endonezya’dan dünyaya açılan en nadide diyebileceğimiz bir kahve türü. Kopi, Endonezya dilinde kahve anlamına geliyor. Luwak ise Endonezya’da ağaç tepelerinde yaşayan bir çeşit misk kedisi. Peki, neden bu kahve adını bir hayvandan alıyor? Sorunun cevabı aslında basit ve bir o kadar da şaşırtıcı. Bizim kadar kahve sever olan, yüzü rakunu andıran, bu uzun burunlu dik kulaklı hayvanlar kahve bitkilerini yerken kahve çekirdeklerini de bütün bütün yutuyor. Midede bütünlüğü bozulmayan bu kahve taneleri, enzimlerin asidik etkisiyle fermantasyona uğrayarak, doğal bir şekilde işlem görüyor. Dışkı yoluyla dışarı atılan tüm haldeki kahve çekirdekleri toplanıp, sterilize işlemlerinden geçtikten sonra kurutularak güzel anlarımızı tatlandırmak için sunuma hazır bekliyor.

4720374890_c665b3d770_b
Kahve canavarı sevimli bir Luwak

Yani insan düşünmüyor değil, böyle bir süreçten geçen kahve, nasıl oluyor da bu kadar kıymetli olabiliyor. Kabullenmesi zor ama bu noktada benzersiz üretim şekli büyük rol oynuyor. Araştırmalara göre misk kedisinin midesindeki enzimler kahveye acılığını veren proteinlerin etkisini azaltıp, makineyle elde edilmesi imkânsız bir tat veriyor. Bu eşsiz aromasının yanına, yılda en fazla 250 kg üretilebilmesi de eklenince bu kahve çekirdekleri birer değerli taşa dönüşüyor. Bu egzotik kahvenin tadına gelince, Luwak’ın sindirim sisteminde kafeinin önemli bir kısmı emildiğinden içimi inanılmaz kolay hatta kafeinsiz kahve tercih edenler için de farklı bir seçenek. Yağmur sonrası nemli toprak kokusu ve vanilyamsı aromasıyla; macchiyatodan sert, espressodan hafif tadı damağınızda uzun süre kalacak. Endonezyalılar Nescafe hazırlar gibi suyla karıştırarak tüketiyorlar. Fakat siz de Türk kahvesinin üstüne yok diyen bir damak tadına sahipseniz, Türk kahvesi yöntemiyle pişirerek ya da espresso makineleri aracılığıyla daha şahane sonuçlara ulaşabilirsiniz.

8711197656_8a2d6752a5_k

Şimdi içimizde “Bunu parasız da verseler içmem!” diyenlerin çoğunluk olduğunu tahmin etmek tabi ki de zor değil. Fakat gece yana döne işkembeci arayıp, kokoreçten asla vazgeçmeyiz diyen, formülünü bilmediği Coca Cola’yı su gibi tüketen bir toplum olduğumuzu düşünürsek, Luwak kahvesi bizler için gayet masum kalıyor. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki Luwakların dışkısında bulunan kahve çekirdeklerinde, diğer kahve çekirdeklerine göre daha az bakteri bulunuyor. Aynı zamanda uzun yıllar yaşayan halkıyla ünlü, henüz kanser hastalığıyla tanışmamış Bali’de, insanlar bu kahvenin kendilerini kanserden koruduğunu söylüyor. Diğer yandan, bir fincan kahveye 60 TL vermek ne kadar mantıklı bilinmez. Bu karar da size kalmış ama eğer bir kahve meraklısıysanız bir kere de olsa denemek gerek derim.

Söylemeden geçemeyeceğim, merak ediyorum böyle bir kahve ilk nasıl keşfedilmiş acaba?.. Aranızda bir fikri olan var mı?

Turist Misiniz Yoksa Gezgin Mi ?

Endişelenmeyin size turist ve gezginin sözlük tanımını yapmayacağım. Sadece örnekler vererek turist mi yoksa gezgin mi olduğunuzu çözeceğiz.

Seyahatiniz sırasında otelinizin yıldızını önemsiyor musunuz ?

Cevabınız evet ise siz bir turistsiniz. Bir gezgin otel kalitesini önemsemez. Daha ziyade çok fazla keşif yapabileceği uygun bütçeli yerleri ve hatta kamp yapmaya elverişli bir bölge ise çadır kurmayı tercih eder.

 

 

Gittiğiniz ülkelerde görülmesi gereken belli başları yerlerin listesini çıkarıp onları tek tek geziyor musunuz ?

Evet mi ? Siz bir turistsiniz. Gezgin olmak, farklı yerler görmeyi, farklı deneyimler yaşamayı, tarihi yapılardan ziyade sokaklarında dolaşarak farklı bir şeyler keşfetmeyi istemekle başlar.

 

 

Kalabalık bir grupla seyahat etmeyi mi tercih ederseniz ?

Evet dediğinizi duyar gibiyim. Doğru bildiniz siz bir turistsiniz. Gezginler kalabalık olmak yerine yalnız olmayı tercih ederler. Kimseye bağlı olmadan dolaşabilmek bir gezginin ruhunda vardır.

 

Selfie çubuğunuz var ve gittiğiniz yerlerde kendinizi çekmeyi seviyor musunuz?

“Zaten öyle yapmaz mı herkes ?” diyorsanız siz bir turistsiniz. Gezgin, ağırlıklı olarak kendi fotoğraflarını çekmek yerine doğayı, dışarıdaki yaşamı ve gördüğü özel yerleri çekmeyi tercih edecektir.

 

Alışveriş sırasında o ülkeye özgü tişört ve hediyelik eşya alıyor musunuz ?

Cevabınız evet ise turistsiniz. Bir gezgin genelde ülkenin başka bir yerde bulunamayacak kültürel ürünlerini bulup almayı tercih eder.

 

Seyahate çıkarken yanınıza laptopunuz başta olmak üzere çok fazla eşya mı almayı tercih ediyorsunuz ?

Öyle ise siz turistsiniz. Gezginler her zaman daha az eşya almayı ve daha rahat gezebilmeyi tercih ederler. Büyük bir bavul taşımak yerine sırt çantasını tercih ederler. 

 

Ulaşımda metro, taksi ve benzeri  toplu taşıma ulaşım araçlarını mı tercih ediyorsunuz?

Evet, yine bir turistsiniz. Gezginler otostop veya motorla ulaşımı (gittikleri ülkeye göre değişebilir) tercih ederler. Yada yürümeyi!